renklerin kardeşliği ve ayollar...
bir de muscle
Tüketmek Zorunda Olduğum Enerji Fazlalığı İşlemek İstediğim Günahlar Kısaca deryada deryalıklar!
30 Haz 2013
27 Haz 2013
İstanbul’un Kent Müzesi Gezi Parkı Direnişi’dir
24/06/2013/ skopbülten / Yuvacan Atmaca
Hafızanın mekânsallaşmasında ve ortak deneyimlerin aktarılmasında kent müzeleri ayrı bir yer tutmaktadır. Bir kentin tarihi boyunca edindiği tüm deneyimleri ve imgeleri aynı mekân içinde temsil edebilmek elbette imkânsızdır. Özellikle Türkiye gibi, kentsel her tür verinin iktidarlara oyuncak edildiği, farklı anlamlarla kodlandığı ve oluşturulan farklı değer mekanizmalarıyla kamuya aktarıldığı ülkelerde bu iş neredeyse imkânsız gözükmektedir.
Bu imkânsızlığın yanında, kamusal olanın deneyiminin hiçbir şekilde kentsel ölçekte görünür hale gelemediği bir kültürde kent müzeleri önemli bir noktada duruyor. Kent müzeleri de kentlilerin kentle kurdukları ilişkinin tarihselleştirilmesinde ve bir hemşeri öznelliğinin oluşmasında önem taşıyor. Bu önem genellikle “şanlı tarih” retorikleriyle kabartılan bir gurur ve dramatize edilen bir yerel mimariyle oluşturulmaya ve öğretilmeye çalışılan bir aidiyet duygusu ve kimlik olarak ele alınır. Ama aslında kent müzeleri, kentlilerin kişisel deneyimleri ve elde edilen kişisel imgeler ile kamusal deneyim ve imgelerin gerilimli karşılaşma mekânlarıdır.
Yıllardır oluşturulması beklenen İstanbul Kent Müzesi de bu durumu ortaya koymaktadır. İstanbul Büyükşehir Belediyesi aracılığıyla düzenlenen Kent Müzesi Çalıştayı’nın, müzenin oluşturulmasında görev alacak kişilerin çoktan belirlenmiş olduğu gerçeğinin ortaya çıkmasıyla göstermelik olduğu anlaşılmıştı. Ayrıca, bu Çalıştay, İstanbul hakkında şimdiye kadar yapılmış olan birçok sergi ve çalışmaya ait birikimin de hiçbir şekilde değerlendirilmeyeceği gerçeğini ortaya çıkarmıştı. Şimdi bunlara ek olarak, Gezi Parkı direnişi dolayısıyla yapılan açıklamalarda, Çalıştay’da kent dışında oluşturulacağı açıklanan Müze’nin Gezi Parkı’nda yeniden inşa edilmek istenen Topçu Kışlası’na taşınabileceğinden bahsediliyor. Böylece besbelli, Kışla yapısının, protesto edilen alışveriş mekânlarına alternatif olarak daha sevimli ve makul gözüken İstanbul Kent Müzesi projesiyle pazarlanması hesap ediliyor.
Oysa, tam da bu açıklamaların yapılmasıyla eşzamanlı olarak, Gezi Parkı’nda, hiçbir kurum tarafından, hiçbir temsiliyet aracılığıyla mekânsallaştırılamayacak biçimde, bizzat kentliler tarafından zaten bir müze oluşturulmaktaydı. Hem de ne eğitici bir misyon üstlenerek, ne de piyasayla ilişkilenerek…
Bu oluşum, bilindik anlamda kentin farklı zamanlarının nesnelliklerinin toplanması, biraraya getirilmesi ve sergilenmesinden değil, kentlinin kendi iç potansiyel enerjisiyle keşfederek deneyimlediği, hiçbir zamana ve duruma referans vermeyen, fotoğraf ve benzeri kayıt türleriyle nesneleştirilemeyecek ve böylece arşivlenemeyecek, dolayısıyla hiçbir piyasada değer arz etmeyecek bir oluşumdu. Sadece bu deneyimi yaşayan insanların kişisel belleğinde kayıtlanacak ve birebir onlar tarafından kişisel ilişkiler aracılığıyla aktarılabilecek bu deneyim, nesneleştirilmiş değerlerin ötesinde kentli için yeni bir imge ve değer sistemi yaratmıştır.
Birbirine benzemeyen, hatta zıt birçok şeyin biraraya geldiği Taksim Gezi Parkı, yarattığı imgelerle, hikâyelerle kent belleğine dahil olmuştur. Böylece, kamusal olanın bir kural koyucu olmadan nasıl düzenlenebileceği ve tecrübe edilbileceği konusunda bir kent müzesinin canlandıramayacağı muhteşem bir sahne kurmuştur.
25 Haz 2013
Taşev dedi:
I want to share this thought. I miss talking with you.
I do not need therapy from you, of course!
21 Haz 2013
Tam iyi bir şeyler oluyor derken hep kötüler de geliyor ardı sıra.
Sevinemeden tam biraz da üzülüyoruz.
Ne öğreniyoruz en çok?
Önce haddini bilmek belki, nerde durduğunu iyice bilmek ve sindirmek...
Sevinemeden tam biraz da üzülüyoruz.
Ne öğreniyoruz en çok?
Önce haddini bilmek belki, nerde durduğunu iyice bilmek ve sindirmek...
18 Haz 2013
Bütün bu günlerin özetini yapabilseydim, hemen analiz edip arşivleyebilseydim keşke...
Ama bu direnişte şunu anladım asıl gerçekten ne olduğunu anlamaya çalışıp vakit kaybetmektense içinde olmak daha keyifli ve o kadar korkutucu. Evet tam bir çelişki işte herşey gibi çok keyifli ve çok korkunç aynı anda. Anladıklarım ve hiç anlamadıklarım ve asla anlayamayacaklarım hep beraber karnımdalar. Korkuların karanlığında en şehvetli merakımı buldum. Ne karanlıktan çıkabildim ne de o şehvetli merakta kaybolabildim. Öylece durdum. Durmak da çok güzelmiş ya... Pasiflik de hoyrattır demiştim bir ara yine burada. Acıtır evet zaten bildim. Ama böylece canımın acısını sevebileceğimi bilmezdim. Daha neler neler bilmediğimiz kim bilir... Kim bilir neler gördük içimizde. Burada bu zamanda olmak ilk defa bir varlığa büründü. Mahkummuşuz gibi değil, öylesine değilmiş gibi, böylesine değilmiş gibi, bir şey var gibi, bir sebep, bir an var gibi yaşanacak, görülesi şeyler var sanki, yapılası şeyler var... Evet evet gerçekten ilk defa...kafamda kurduğum kendi hikayelerim dışında bir hikaye var gibi içinde olduğumuz..
15 Haz 2013
12 Haz 2013
9 Haz 2013
Ve nihayet hangi azınlığa ait olduğumu anladım bu yaşımda. Romantikmişim meğer.. A politiksin dediler, B politiksin dediler, hayat senin bildiğin gibi değil dediler, çok düşünüyosun dediler, illaki bir ideolojin olmalı, bir taraf olmak zorundasın dediler...Romantikmişim meğer...Bundan siyasi bir duruş olur mu bilmem ama umut olur, değişim için bir tohum olur eminim! Kötülüğü de görüyorum, görmezden gelemiyorum ama olsun. Az olmak hiç olmaktan iyidir yine de!
Bir de soruyorlar çevre mi ekonomi mi? Anneni mi Babanı mı seviyorsun daha çok. İnsan anne sevgisinden baba sevgisine geçemez ise arıza olurmuş, ama babayı sevmeye başladı diye, anneyi unutması gerekmemeli sanki....Yine romantikçe olacak biliyorum ama ben annemi de babamı da çok seviyorum sanki.. Neden tercih etmek, kıyaslamak zorunda kalayım ki????
31 May 2013
29 May 2013
Ama söyleyecek sözümüzün olması lazım, bu kadar açıkça tecavüz edilmez ki!! Sözümüz yoksa refüjlerde pikniklere, kirli masaörtülerinde yemeklere, ayağımızın vuran ayakkabıyı giyinmeye, sevgisiz öpüşmelere devam. O zaman herkes mutsuzluğa alışsın ve izlediğimiz dizideki o yalan dünyayı onaylayalım hepbirlikte: napalım mecburrrr!
ve hayatımızda daha daha kucuk meseleler aynı anda aynı yerde:
"Dürüst olmadığımız ya da bir konuyu bilinç altına iterek dürüst olamadığımız durumlarla yüzleşmek zordur. Başkalarının bizi bilerek ya da bilmeyerek yanlış yönlendirdikleri durumların yükünü taşımak ve sonra bunların gerçekte nereye vardığını fark etmek de öyle… Ama gerçek özgürleştirir" diyor juno..
ve hayatımızda daha daha kucuk meseleler aynı anda aynı yerde:
"Dürüst olmadığımız ya da bir konuyu bilinç altına iterek dürüst olamadığımız durumlarla yüzleşmek zordur. Başkalarının bizi bilerek ya da bilmeyerek yanlış yönlendirdikleri durumların yükünü taşımak ve sonra bunların gerçekte nereye vardığını fark etmek de öyle… Ama gerçek özgürleştirir" diyor juno..
27 May 2013
Ama ne düsünmeli simdi bilemedim.
Bir kadın çok çok eskilerini kestirmiş sökmüş atmış
Beni kendine ayna yapmış, bakmış
Bu ayna birşey düşünmeli mi?
bilemedim..
ama benim çekip gidesim var..
Bir kadın çok çok eskilerini kestirmiş sökmüş atmış
Beni kendine ayna yapmış, bakmış
Bu ayna birşey düşünmeli mi?
bilemedim..
ama benim çekip gidesim var..
22 May 2013
yeter ki hayaller olsun...
bir ay tututlması öncesi / ö.ylmz....
dedim: tabi ki mucizeler var, nasıl ki kazalar varsa
dedi: nasıl kurulur ki hayal?
dedim: sabah çok erkenden açılır pencere ve içilir bir yudum su,
dedi: sanki unutmuş beni yukardaki! Nasıl bir şey istenir ki?
dedim: İlk sevişmeden korkmak gibi
Bir istesen tutamazsın bir daha halbuki...
ve öptük yanaklarımızdan....
21 May 2013
20 May 2013
19 May 2013
Demek ki, elimizden daha başka ne geleceğini bilmediğimizde dağa gitmek iyidir. Hakkında pek bir şey bilmediğimiz arayışlar bizi kendine çektiğinde, bu hayatı yaratır ve ruhu geliştiri. Bilinmeyen dağa tırmanmakla, içgüdüsel psişeye ve onun yetenekli olduğu yaratıcı eylemlere dair gerçek bilgiyi kazanırız- Öğrenmek herkes için farklı bir şekilde gerçekleşir. Ama vahşi bilinçdışından çıkan ve döngüsel olan içgüdüsel bakış açısı hayatı, hayatımızı anlamlı kılan tek bakış açısı olmaya başlar.
Yolun üzerinde belirip onu dalgalanıyormuş gibi gösteren sıcaklık dalgaları gibi, gerçek olmayan bir imge yaratıldığında yanılsama ortaya çıkar. Sıcaklık dalgalrı gerçekte vardır ama yol hiçbir şekilde dalgalanmamaktadır. işte yanılsama budur. Bilginin ilk parçası doğrudur ama ikinci parçası, yani sonuç doğru değildir. (Kurtlarla koşan kadınlar syf. 398)
Yolun üzerinde belirip onu dalgalanıyormuş gibi gösteren sıcaklık dalgaları gibi, gerçek olmayan bir imge yaratıldığında yanılsama ortaya çıkar. Sıcaklık dalgalrı gerçekte vardır ama yol hiçbir şekilde dalgalanmamaktadır. işte yanılsama budur. Bilginin ilk parçası doğrudur ama ikinci parçası, yani sonuç doğru değildir. (Kurtlarla koşan kadınlar syf. 398)
16 May 2013
ne olmak istediğimiz ve ne olduğumuz arasındaki çelişki...
14 May 2013
peki bu bir oyun tamam
zaten her yerde oyun var ama
biz nasıl devam edeceğiz, görerek ve duyarak ve oyunu bilerek
Bu kadar cok kırmızı, perdelerde bile yokken
yüzümüzü yıkarken bile bu kadar ıslanmazken yüzümüz
biz ne değil, nasıl yapacağız bu nefesi...
zaten her yerde oyun var ama
biz nasıl devam edeceğiz, görerek ve duyarak ve oyunu bilerek
Bu kadar cok kırmızı, perdelerde bile yokken
yüzümüzü yıkarken bile bu kadar ıslanmazken yüzümüz
biz ne değil, nasıl yapacağız bu nefesi...
13 May 2013
12 May 2013
kucağımda bir hayvan varmış gibi bir hışırtı oldu
ama kucağım boştu...
1 May 2013
Kendi dünyanın küçüklüğünü keşfetmek ve buna rağmen kendinin kıymetini bilmek işe yarıyormuş...demişti biri
30 Nis 2013
26 Nis 2013
Sezonu açtık dün..
Baharın gelişi ve solucanların kokusu
ay da tuttu tutulacaktı
Mls doğdu doğacaktı
yine bazı haberler duyuldu duyulacaktı işte
şimdi oturmak istiyorum karanlık yüzüm ve ben
o aslında ne güzelmiş..
bir de delirmek yok yok yok...
saat 14.26 delirme hakkımı kullanıyorum...
evet şimdi zihnim deli gibi iiiiii
ama yine de çalışıyorum gibiiiiiiiiii
Baharın gelişi ve solucanların kokusu
ay da tuttu tutulacaktı
Mls doğdu doğacaktı
yine bazı haberler duyuldu duyulacaktı işte
şimdi oturmak istiyorum karanlık yüzüm ve ben
o aslında ne güzelmiş..
bir de delirmek yok yok yok...
saat 14.26 delirme hakkımı kullanıyorum...
evet şimdi zihnim deli gibi iiiiii
ama yine de çalışıyorum gibiiiiiiiiii
22 Nis 2013
yine gördüm ve görmezden gelemedim
uyanış uyanışlar
ve bazen bir gözün görmediğini diğer göz gösterir
çünkü gözler ailedir
birbirlerini görmez ama hissederler
hep beraber görmezden gelmezler
biri kapasa da kapakları diğeri parmak sokar
ve sanmayın ki onlar sadece iki dir.
Hep daha çoktur ..
ve bazen bir gözün görmediğini diğer göz gösterir
çünkü gözler ailedir
birbirlerini görmez ama hissederler
hep beraber görmezden gelmezler
biri kapasa da kapakları diğeri parmak sokar
ve sanmayın ki onlar sadece iki dir.
Hep daha çoktur ..
21 Nis 2013
Bir gözün ağladığını diğer göz görmez
görmesi de grekmez zaten
bir göz başka birşeye ağlarken diğer göz başka birşey için ağlar
Birinin ağladığı göl olur diğerinin ağaç
ama birlikte susarlar!
çünkü susmak tek olmaz. Susmak diğeri olduğunda sus olur,
diğeri yoksa ıssızlıktır sadece....
görmesi de grekmez zaten
bir göz başka birşeye ağlarken diğer göz başka birşey için ağlar
Birinin ağladığı göl olur diğerinin ağaç
ama birlikte susarlar!
çünkü susmak tek olmaz. Susmak diğeri olduğunda sus olur,
diğeri yoksa ıssızlıktır sadece....
20 Nis 2013
çalışırken melankolik müzik dinleme
kaç kez dedim,
sözlerini anlamadığın dım tıs tıs tıs kafa sallamalı
ve siren sesleriyle sonlanan müzikler daha iyidir..
kaç kez dedim,
sözlerini anlamadığın dım tıs tıs tıs kafa sallamalı
ve siren sesleriyle sonlanan müzikler daha iyidir..
19 Nis 2013
Bir küçük kadın
karnında iki çocukla kadınlığı öğrenmişken
annesi bile daha çocukken
o iki çocuk içi ve dışı karıştırmışken
kadının içi dış dışı iç olmuşken
çocuklar da yolu şaşırmışken
burdayız derken tam başka bir yer bilinmeyen
küçük kadın annesi bile çocukken
ne anne ne çocuk artık...
karnında iki çocukla kadınlığı öğrenmişken
annesi bile daha çocukken
o iki çocuk içi ve dışı karıştırmışken
kadının içi dış dışı iç olmuşken
çocuklar da yolu şaşırmışken
burdayız derken tam başka bir yer bilinmeyen
küçük kadın annesi bile çocukken
ne anne ne çocuk artık...
17 Nis 2013
Ama ben bu detayları bazen seviyorum
dağlarla denizin ilişkisini
dağlar çok yüksek ve deniz alçaksa mesela
aradaki düşme hissinde bir kent varsa
o kentin renkleri biraz koyu ve derinse mesela...
işte bu detayları cok seviyorum
dağlarla denizin ilişkisini
dağlar çok yüksek ve deniz alçaksa mesela
aradaki düşme hissinde bir kent varsa
o kentin renkleri biraz koyu ve derinse mesela...
işte bu detayları cok seviyorum
14 Nis 2013
Bugün emek'in bana ihtiyacı yok bence
biber gazı reklamı işe yaradı
benim ise bana ihtiyacım var
bu oda dışında heryer işgal altında
ben buradayım, bir torba dolusu ayrılmış kışlık eskileri
ve domatesli bulgur kokusuyla
"daha mutlu bir an olması gerekmez mi o an'ın" demişti birisi
şimdi anladım, o kadar mutlu değilmiş o an'lar
ama kim tutuyor muhasebeyi ve kodluyor bu an'ları mutlu mutsuz diye!
biber gazı reklamı işe yaradı
benim ise bana ihtiyacım var
bu oda dışında heryer işgal altında
ben buradayım, bir torba dolusu ayrılmış kışlık eskileri
ve domatesli bulgur kokusuyla
"daha mutlu bir an olması gerekmez mi o an'ın" demişti birisi
şimdi anladım, o kadar mutlu değilmiş o an'lar
ama kim tutuyor muhasebeyi ve kodluyor bu an'ları mutlu mutsuz diye!
13 Nis 2013
8 Nis 2013
7 Nis 2013
"meselenin özünü kaçırıp biçimin ve şık göndermelerin peşine düşen, bunu da muhalefet etme adına yapan, okulun rendesinden parası ve vakti çalınarak geçmiş, aklı karışık okumuş-cahillerden olmamak lazım" Serhat Köksal (bir +bir)
Hayatımın ilk biberli gazının pazarı
Birşeyler de birz değişmesin diye
dolaşıp gelelim, değişelim
ama özleyecek bekleyenler olsun bir yerlerde diye
biz neyi özleyeceğiz şimdi...
1 Nis 2013
Dün ün özeti "Emek bizim , İstanbul Bizim"
mükemmeliyetçiliğe son, yapamayacağına yapamam,
yapabilecegine yaparım de!
Geçmişten gelene hayır!
Güçlü ol, denegyi bozma...
mükemmeliyetçiliğe son, yapamayacağına yapamam,
yapabilecegine yaparım de!
Geçmişten gelene hayır!
Güçlü ol, denegyi bozma...
28 Mar 2013
Biraz geride durmayı becerebilmek....iste bu
''İnsanların aşkı düşünüşleri vardır ve o düşünce bazen bir objeye rastlar. O karşılaşmayla içgüdü olarak başka türlü görünür, ama içeride aşk aynı aşktır. Bu yüzden saçma aşkının da başımın üzerinde yeri var.' Tomris Uyar
26 Mar 2013
En küçük bir ses gök gürültüsü değil
Ama gergin ve boş herkes işte
öyle boş bakıyorlar, boş boş doluyorlar
Ben bugün kolaj yapmak istiyorum
neden yapmıyorum peki
hadi yapalım go to guy!
evet herkesin bir go to guy ı olmalı
olmalı
Ama gergin ve boş herkes işte
öyle boş bakıyorlar, boş boş doluyorlar
Ben bugün kolaj yapmak istiyorum
neden yapmıyorum peki
hadi yapalım go to guy!
evet herkesin bir go to guy ı olmalı
olmalı
17 Mar 2013
14 Mar 2013
Dünyada her zaman bir şeyler vardır, başka bir ruh bir yerlerde kıpırdanıyor, bir takım oluşlar meydana geliyordur. Bunlar kimse farketmeden olur. Kendi yapacağını o halle yapan ile olur, herkes ya da başkaları ne halde acaba dediğin an, yapacağını, hatta yapman gerekeni yapamazsın. Bu ötekini kıymetsiz bulma değil, sana fısıldanmış sırrı kaybetmeme hususunda çok sakınımlı olma ve gizlenmedir. Gizlen ki, ortaya çıksın, sakla ki kaybolmasın. Şule Gürbüz
"....19.asır ortalarından itibaren adları Bey olan redingotluları değil de bir adımını martta öbürünü avrilde atan, Şam hırkalı, koca sakallı ağaları seviyorum. Dünyanın geri kalanına aldırmadığı ve içlerine onlardan birşeyin karışmadığı, böylece kendi içine uzun, acelesiz ve derin bakmaktan öncekilerin görmediği, sonrakilerin göremeyeceği, dünyanın bilmediği bir şeyleri bulup çıkarabilen ve aynı ağırlıkla ortaya koyabilen devri ve adamları seviyorum..." Sule Gürbüz
9 Mar 2013
8 Mar 2013
Anlamak çözmeye yetmiyor gerçekten..
ve bliyorum bunu yazarken o melodi çalıyor içten içten
ama yine de çözülmüyor
çünkü çözülecek değil mesele
bir durup bakılmalı sadece belki
ben rakı kokusunda
en mahremimi mahremime açma isteğinde
ama sıcak su torbasıyla uyuyacak olan
ben durdum
durmak istiyorum
çünkü bu toplanan suyun potansiyel enerjisi beni yıkar yakar ezer gecer
bir durmalı
az az sızdırmalı ama gümbür gümbürlemememeli belki
tek ve sonsuz mutlu an yok artık biliyorsun
bunu bilerek bilmezlik edemezsin
o zaman dur ve anı yaşa
ama o an orada öyle dayanılmaz ki
nasıl olacak?
18 Şub 2013
17 Şub 2013
27 Oca 2013
Tam şu anda
sütlü kahve böyle tadında sıcak
dışarısı karanlık ve soğukken
yarın için yetişmesi umulan bir sunum varken
ve yan tarafta üzerine uzanılması için adeta kıvranan yumuşacık bambu battaniye dururken
ve radyoda tam da o şarkı çalmışken
ve üstüne üstelik ay ağzına kadar dolmuşken
birini düşünüp düşünüp dalıp gitmek gerekirken
kimi, neyi düşüneceğine karar verememek ne yazık!
sütlü kahve böyle tadında sıcak
dışarısı karanlık ve soğukken
yarın için yetişmesi umulan bir sunum varken
ve yan tarafta üzerine uzanılması için adeta kıvranan yumuşacık bambu battaniye dururken
ve radyoda tam da o şarkı çalmışken
ve üstüne üstelik ay ağzına kadar dolmuşken
birini düşünüp düşünüp dalıp gitmek gerekirken
kimi, neyi düşüneceğine karar verememek ne yazık!
25 Oca 2013
İnsan kadife bir hatıradan başka nedir ki? Geçmiş: üstümüzü her gece onunla örttüğümüz... uykuların derininde kor yankılarına düşer gibi olduğumuz ve sonra unuttuğumuz. Dağın doruğu ile dağın derini arasındaki mesafeden başka nedir ki insan: derininde kor tutmuş haller, doruğunda ıssızlık bilgisi...Güne ait sesler çoğaldığında hatıranın kendisi de kokusu da bilgisi de silikleşecek...
Ve, insan
sabahın nemi kadar sessiz olmayı isteyecek.
Birhan Keskin, "Kim Bağışlayacak Beni", s:35
24 Oca 2013
huninin dar kısmından gectim yine
eve daldım sonra
yüzdüm yüzdüm
örümcek aglarını temizledim
kitapları ordan oraya koydum
kendimi buraya koydum
ama henüz kendim icin calismaya baslayamadım.
Ama bence olacak...
10 Oca 2013
Dün gece kendime verdiğim bir sözü tuttum
Güzel bir kadından güzel şarkılar dinledim.
Güzel olmanın tatlılığını hissettim
kadın olmayı yeniden sevdim
Ve sözümü tutunca iyi hissettim.
Çünkü tutmazsak kendimize verdiğimiz sözleri
Kaybolmak yok olmak olur
bulamayız bir daha kendimizi...
sanki
9 Oca 2013
Bir otel odasında (ismi evim olan) kaybolmuştum
Bulamadım kendimi ama bir başka kayboluş öncesi
Bir önceki kayboluşun yorgunluğu henüz geçmemişken
Bırakalım düşeyim dedim
O anda bir dnz buldu beni telefonda
ve dedi ki hem derin olsun hem yüksek!!
Bana bir yazı buldu sonra kitaplarının arasından:
ORUÇ ARUOBA
de ki işte
YAŞAM (ki)
16.
Yaşamının inişleri çıkışları olacak gerçi
(bir gün öyle, bir gün böyle...);
ama, göreceksin ki, yaşayacağın temel oluşum,
düşüş olacak: yeteneklerinin daralması;
yapabileceklerinin azalması; yaşama yürüyüşünün
tık-nefes kalması – yaşam yolunun kısalması...
yaşarken, sürekli düştüğünü göreceksin –
çeşitli yüksekliklerden çeşitli derinliklere...
Yaşamın, düşüşün olacak.
Yaşarken düşeceksin.
Ama bu demek değildir ki yaşamın boşunaydı; önce yükselip sonra düşerek, bir hiç oldu: Zaten, bu yüksekliklere çıkıp, bu derinliklere düşmen, senin yaşamının getirdiği zorunluktu – sen, sen olarak,
ancak ve zorunlu olarak, o yükseklilere çıkıp,
ancak ve zorunlu olarak, o derinliklere düşebilen olacaktın – oldun da, oluyorsun da,
daha da olacaksın.
Yaşamın, zaten, buydu;
bu olacak
– sen, zaten, busun;
bu olacaksın.
O yükseklikler ne denli yüksek,
O derinlikler ne denli derin olmuşsa, olacaksa,
yaşamın da o denli yüksek, o denli derin olmuş
–olacak– demektir.
Yaşamın, yüksekliklerin ile derinliklerin arasında
gidip
gelecek.
Yaşamın,
yüksek ve derin
olacak.
31 Ara 2012
23 Ara 2012
yine çok geç
yine bir mls ve ben
bir taslak hazırlandı benden öte
boşluklar doluluklar üzerine...
iyi geceler
yine bir mls ve ben
bir taslak hazırlandı benden öte
boşluklar doluluklar üzerine...
iyi geceler
22 Ara 2012
aa dedi: seni görmek, seninle yıldızlar dünyasına dalmak da büyük keyifti. siz büyüyüp büyüyüp balon olduysanız, benim çoktan patlama vaktim gelmiş geçmiş demektir. sevgiler
* kedehleri gördükçe kafa çekesi geliyor insanın, çok kıyak!
Friday, December 21, 2012 8:54 PM
21 Ara 2012
20 Ara 2012
ilk kar
ilk kar
kıyametten önceki son gün
perde desenli pantolon ile ilk taciz
ve gardımızda bir düşme...
kıyametten önceki son gün
perde desenli pantolon ile ilk taciz
ve gardımızda bir düşme...
16 Ara 2012
her şey olur diyorum
basit düşün diyorum
ama düşünce ve eylemi ayrı ayrı düşünmek hiç basit olmuyor...
ne gerek var diyorum, nereden çıktı diyorum
eksiklik güzeldir diyorum
eksik olmak davettir belki diyorum yeni birşeylere
evet gelsin diyorum
basit ve eksik düşünelim o zaman
diyorum diyorum da dinlemiyorum bir türlü...
14 Ara 2012
Bir ceviz kıracağın olmalı dedi annem
11 Ara 2012
Hayatta en orta yer bir muvaffakiyetmiş, olmazsa siz bir ham ervah olarak kalacakmışsınız gibi algılandığı için, kenar köşe duruşlar beceriksizlik, çolpalık, yetersizlik gibi algılanır. Oysa hayat insanı yok etmek için ortaya çeker. Köşede durana bir şey yapamaz. Ortadakini öğütür, dişini geçirir, törpüler, kendi kabulü buna bağlıdır. Ortaya attıklarına tevessül edilmeyince hayatın silahı kalmaz.
İnsan buna mukavemet etmeyi becerebilse her şey olur, yalnızlığa tahammül etse hayal edemeyeceği şeyler olur.
Çinekop oltanın ucundaki kuru ekmeği yememeye dayansa kofana olur.
Şule Gürbüz/Bir+Bir
İnsan buna mukavemet etmeyi becerebilse her şey olur, yalnızlığa tahammül etse hayal edemeyeceği şeyler olur.
Çinekop oltanın ucundaki kuru ekmeği yememeye dayansa kofana olur.
Şule Gürbüz/Bir+Bir
evrn dedi para elinin kiri
ben de dedim ki: evet öyle ondan ellerim tertemiz
ben de dedim ki: evet öyle ondan ellerim tertemiz
10 Ara 2012
Balon olduk biz...
Büyüdük büyüdük balon olduk
söylenmemişler içte, dışta bir gerginlik
Bir iptir tutar ağzımızdan sıkı fıkı
O iptir
dal desen degil!, kök desen hiç!
o iple sıkı sıkı herşey
o iple gitmeler, dönmeler
o iple yalnızlık, o iple bağlılık
Büyüdük, büyüdük biz balon bile olduk
rüzggar savurur
dokunmalar acıtır artık!
2012.12.10
9 Ara 2012
pasiflik de hoyrattır bazen
acıtır,
7 Ara 2012
Hediye alırken karsıdaki acaba begenir mi? begenmez mi? kaygısı ile davranıp,
kendi hediye alma heyecanını kullanmayan insanları cok sevmiyorum.
Kadınlar bu konuda da daha cesurdur kanımca. Kendi mutlulukları icin
hediye alırlar.
İste ben bana büyük bir cesaretle, bedenimi bile bilmeden üstelik ortalama bir renk ve desene
sahip olmayan o perde desenli pantalonu alan bu adama şaşıyorum.
Çünkü o bazen hoyratça da olsa cesareti ile bana enerji veriyor.
Bu kadar çünkü bu kadardır bu....
5 Ara 2012
Profil fotografini siler misin rahatsiz oldum.
arkadaslarim soyledi sonra farkettim.
biraz gereksiz olmus bence! dedi M.
çok güldüm çok! Senmişsin gereksiz demek geldi buraya
ama sustu. Keşke bu incelikler olmasaydı bende.
28 Kas 2012
ay tut dedim yine
yine dolunayda
yine bende
ay tut, ay tut...
tut ki yeniden başlasın...
yine dolunayda
yine bende
ay tut, ay tut...
tut ki yeniden başlasın...
24 Kas 2012
hoşgeldin! dedi şarkı.
sen bana yangın ol efendim ben sana rüzgar
sen bana geç geldin ben sana erken...
bir ateş ile bir küçük rüzgarın hikayesi
yanacak elbet, yanacak kabul
hoşgeldin...
19 Kas 2012
Dedim duyguları duygulara karıştırmayalım
olduğu gibi bırakalım
dedi n e d i r: sen benim canımsın!
dedim aşklar çeşit çeşit.
Hepsine hikaye yazılmaz, hepsi yenilip içilmez, hepsi gol atmaz.
dedi n e d i r: kavuşunca meşk, kavuşmayınca aşk olurmuş.
aşk olsun dedim. Nazik olalım ve aşk olsun sadece bu.....
16 Kas 2012
kendi kendime cok iyi gelmiyorum cogunlukla
neden kendi kendime kalmak istiyorum o zaman?
13 Kas 2012
Bir duyguyu yaşamayı bırakıp da, anlatmaya başladığındaki yalnızlık ve hissizlik...
çaresi yok...
güneş tutuluyor ve tutsun her şeyi biryerlerde
tutsun, söylenmesin, dökülmesin
ve biz evliya olalım
öylece tutalım sadece
lütfen tutmayı bilelim....
çaresi yok...
güneş tutuluyor ve tutsun her şeyi biryerlerde
tutsun, söylenmesin, dökülmesin
ve biz evliya olalım
öylece tutalım sadece
lütfen tutmayı bilelim....
7 Kas 2012
Biz sefkatliyiz birbirimize
olmalıyız ve de.
Biz birlikte calışanlar, birlikte yiyip icenler,
şefkatli olmalıyız ve sevmeliyiz birbirimizi.
Sarılmalıyız sakin ve suskun
hoyrat olmalı işler, bağırmalı çağırmalı ama
gevşetmeli ve yeniden sıkmalı sonra
özür dilemeli, rica etmeli
arada da birbirimize şarkı söylemeliyiz.
Bunu yapmalıyız ve yaparız biz zaten...
2 Kas 2012
Bir dolunay gecti yine gumbur gumbur,
bir yerlerde kasırgalar esti.
Ben İnebolu sahilindeydim.
Biraz kasırgalı, biraz sarhoş
ne zormuş yahu yaş almak
ağırlaştıkça ağırlaşıyor
bir yerlerde kasırgalar esti.
Ben İnebolu sahilindeydim.
Biraz kasırgalı, biraz sarhoş
ne zormuş yahu yaş almak
ağırlaştıkça ağırlaşıyor
19 Eki 2012
Bir tür organize eden organize olamayan baloncuk oldum.
Patladım patlayacağım ama topalım
Değneklerim çok seksi ve taksi çok pahalı
Keşke özlemek daha hissedilir birşey olsa.
Patladım patlayacağım ama topalım
Değneklerim çok seksi ve taksi çok pahalı
Keşke özlemek daha hissedilir birşey olsa.
13 Eki 2012
40 Nasihat Tasarım Bianelinde,
41. Nasihat bende:
"tekerlekli sandalyeli biri ile konusurken diz çökmeli"
42. Nasihat de Br_Kçr için gelsin.
"Paylaşırsan başlar yolculuk"
11 Eki 2012
Çürüme, ondan çıktığımız ve ona dödüğümüz bir dünyayı özetlemektedir.
Erotizm s:61
5 Eki 2012
4 Eki 2012
3 Eki 2012
27 Eyl 2012
yollar yollar, işler işler, sarı taksi ile bir süreliğine bitermiş meğer..
kemik sulu, çorbalı, yatmalı uzanmalı...
Ve ne "yalan dünya" imiş. Dinlemeli, tekrar tekrar anmalı..
Bir sarı taksi bana, dünya Neşet Ertaş'a...
17 Eyl 2012
yollar yollar yollar
işler işler işler işler
kafa kafa kafa?
işler işler işler işler
kafa kafa kafa?
12 Eyl 2012
Samsun sahilinde nedir diye cekirdek ÇİTlemek! ve sıra sıra hopörlörlerden sahile yayılan o tuhaf muzik...
9 Eyl 2012
" Neden 'hiçbir şey' yok da 'bir şey' var? sorusu muhtemelen, 'hiçlik' kolaylıkla var olabileceği halde evvela bir dünyanın var olmasından duyulan şaşkınlığın ifadesidir.
Hayatın Anlamı/Terry Eagleton, s: 15
Hayatın Anlamı/Terry Eagleton, s: 15
" hayatın kendisi bir buluttan daha fazla anlam taşıyamaz. Örneğin bulutların doğru ya da yanlış olduğundan bahsetmek anlamsız olurdu. Doğruluk ya da yanlışlık, bulutlara ilişkin insani önermelerimizin işlevleridir."
Hayatın Anlamı/Terry Eagleton s: 14
24 Ağu 2012
Birbirine karışabilen boyalar var,
üst üste binebilen boyalar var,
birbirlerine yer açmak zorunda olan boyalar var bir de,
bu ilişkilerden doğan renkler var asıl...
üst üste binebilen boyalar var,
birbirlerine yer açmak zorunda olan boyalar var bir de,
bu ilişkilerden doğan renkler var asıl...
23 Ağu 2012
100 nolu telefon mesajı A.Sn dedi: peki! oldu.
ne demek bu ben de cevabı bilmiyorum
demek. peki bu cevapları kim biliyor ve nerede
saklıyor?
ne demek bu ben de cevabı bilmiyorum
demek. peki bu cevapları kim biliyor ve nerede
saklıyor?
21 Ağu 2012
kaybolan balıklar ve bu işin espirisi!
Bugune başlama cümlelerimiz.
Ne kadar anlamlı bu yapılan işler
yine düşünülmekte bazı hücrelerde..
Bugune başlama cümlelerimiz.
Ne kadar anlamlı bu yapılan işler
yine düşünülmekte bazı hücrelerde..
14 Ağu 2012
12 Ağu 2012
11 Ağu 2012
9 Ağu 2012
2 Ağu 2012
leylalar beni anlamaz işte...
çünkü
leylalarla şarkılar konuşur
benimle duvarlar, otlar, ağaçlar, bir de adamlar...
çünkü
leylalarla şarkılar konuşur
benimle duvarlar, otlar, ağaçlar, bir de adamlar...
30 Tem 2012
dedim:
aynen oyle bir heykel tarlası iste...deli bir adam ve gerisi biz akıllıların dusuncesi o kadar.
Cok imrenilesi bir ozgurluk adamda, kopmus her seyden. Ama sunu farkettim yine de
kimsenin samimiyetine tam olarak inanmıyorum ben su hayatta. Herkesin kendi yalanları
var tuhaf, tercihler var niyetler var ama gerçek hakikat o kadar zor bulunuyor ki.. belki de
yok ama ben nedense onu arıyorum iste..
kg dedi ki:
hakikat en büyük şüphedir..çünkü gerçek her zaman fikir değiştirir..selam
sonra mrt_E karıstı dedi: gercek ve hakikat aynı seyler diil..
halbuki bilmiyordu ben hakikat ve gerçeği peş peşe kullanmıştı en başında.
ve nasıl geldik o noktaya bilmem dedi ki:
tam bir güvensizlik ve test yapma maniası içindeyken
sonra mrt_E karıstı dedi: gercek ve hakikat aynı seyler diil..
halbuki bilmiyordu ben hakikat ve gerçeği peş peşe kullanmıştı en başında.
ve nasıl geldik o noktaya bilmem dedi ki:
tam bir güvensizlik ve test yapma maniası içindeyken
nasıl bunu söylüyosun?
kimsenin sözüne güvenmiyon zira
(iste hakkımda yeni bir yargı diye düsündüm yine)
(iste hakkımda yeni bir yargı diye düsündüm yine)
dedim: noldu simdi
laflar havada kaldı
dunya da gusellesti mi tıh
anladık mı birbirimizi hic o da yok
ole iste her sey
ben gittim...
canım sıkıldı iste o oldu yine. bunu söylemedim kimseye..
kg tanımladı: insanlık tarihi boyunca yapılması düşünülüp te yapılamamış heykellerin birden bu bahçede ortaya çıktığı bir müze
26 Tem 2012
"Sağlıklı kurtlar ve sağlıklı kadınlar belirli ruhsal karakteristikleri paylaşırlar: Keskin bir duyarlık, oyuncu bir ruh ve yoğun bir kendini adama kapasitesi.
Ancak ikisi de sürekli avlanmış, taciz edilmiş ve yanlış bir şekilde obur, sapkın, son derece saldırgan ve hasımlarından daha az değerli olarak tanımlanmıştır. Hem vahşiliği hem de ruhun vahşi yanlarını yok eden, içgüdüsel olanın soyunu kurutan ve arkada hiç iz bile bırakmayanlar için, ikisi de birer hedef haline gelmiştir. Kurtların ve kadınların kendilerini yanlış anlayanlar tarafından yok edilmesi çarpıcı bir benzerlik taşır."
Ancak ikisi de sürekli avlanmış, taciz edilmiş ve yanlış bir şekilde obur, sapkın, son derece saldırgan ve hasımlarından daha az değerli olarak tanımlanmıştır. Hem vahşiliği hem de ruhun vahşi yanlarını yok eden, içgüdüsel olanın soyunu kurutan ve arkada hiç iz bile bırakmayanlar için, ikisi de birer hedef haline gelmiştir. Kurtların ve kadınların kendilerini yanlış anlayanlar tarafından yok edilmesi çarpıcı bir benzerlik taşır."
" Gülme, kadın cinselliğinin gizli tarafıdır, fizikseldir, temeldir,tutkuludur, hayat vericidir ve bu yüzden uyarıcıdır. Jenital uyarılma gibi bir hedefi olmayan bir cinsellik türüdür. Sadece o an için, bir sevincin cinselliğidir; özgürce uçan, yaşayıp ölen ve kendi enerjisiyle yeniden yaşayan hakiki ve şehevi bir sevgidir. Kutsaldır çünkü fazlasıyla iyileştiricidir. Şehevidir çünkü bedeni ve onun duygularını uyandırır. Cinseldir çünkü heyecan vericidir ve haz dalgalarına neden olur. Tek boyutlu değildir; çünkü gülme, insanın kendisi kadar başkalarıyla da paylaştığı bir şeydir. Bir kadının en vahşi cinselliğidir."
Clarissa P. Estés
-Kurtlarla Koşan Kadınlar-
Clarissa P. Estés
-Kurtlarla Koşan Kadınlar-
dedi biri burada: sadece eğitimli ve düşünce olarak bir seviyeye gelmiş insanlar sanattan anlar.
müslüm gürses dinleyen birisi bach dinleyemez.
dedim içimden insanlık bu tartışmayı geçmemiş miydi? dayanamadım sordum
peki herkes buradaki böyle mi düşünüyor. Nasıl herşey bu kadar komplike iken eminsiniz
fikirlerinizden?
baktım eminler gerçekten. uçuşan ağır kavramlarla süslenince ne kadar da haklılar.
şaşırdım sadece...ne kadar severiz birşeyleri yoksaymayı hep..
gümüşlük
25 Tem 2012
"Çoğu zaman başkalarını, kendimizin yaralanmış olduğumuzyerden ya da onun çok yakınından yaralarız." Kurtlarla Koşan Kadınlar syf 427
23 Tem 2012
Özgürlük doğa ile insan arasında var,
hak insanla insan arasında aslında dedi: Rzn
konustuk aslında ne oyuz ne oyuz!
hak insanla insan arasında aslında dedi: Rzn
konustuk aslında ne oyuz ne oyuz!
Tavuğu kuluçkada olduğu için acı acı bağıran bir horoz
onun da bir psikolojisi var, şu anda belkide çok trajik birşey yaşıyor dedi: rys_İ
dedim: evet ama komik, bizim trajik sandığımız hikayelerimiz kadar komik
düşündük sonra
biz acı çekerken bir zaman, ağlarken mesela sevgilimizden ayrıldık diye
horoz da bize gülerse böyle ne komik olur!!
onun da bir psikolojisi var, şu anda belkide çok trajik birşey yaşıyor dedi: rys_İ
dedim: evet ama komik, bizim trajik sandığımız hikayelerimiz kadar komik
düşündük sonra
biz acı çekerken bir zaman, ağlarken mesela sevgilimizden ayrıldık diye
horoz da bize gülerse böyle ne komik olur!!
Parası sonradan ödenecek olan bu boş zaman
daha oncesinde satılmıs zamanlarımızın mukafatı
okumak, yazmak, çizmek için biraz,
biraz konuşmak biraz dinlemek için
bu adını boş koydukları
sattığımız doluların bedeli...
ne acıklı bir kandırmaca bu resim
ve cır cır böcekleri ile horoz ne kadar da haklı doldururken sessizliği...
20 Tem 2012
yeniden ve yeniden ve yeniden düşündüm
neye emek harcanmalı...
bu boşuna emekleri nasıl toplamalı da bir hayır! yapmalı
neden hayırım yok yine düşündüm...
neye emek harcanmalı...
bu boşuna emekleri nasıl toplamalı da bir hayır! yapmalı
neden hayırım yok yine düşündüm...
19 Tem 2012
Görürsen Borges'e Söyle! -yakında monokl edebiyatta...
...böylesine derin ve ağır bir uykuya geçtiğiniz
zaman – yani elbiselerinizle yatıp bir şekilde
mor kadifeden bir keseye girince, yukarıda
duran altın renkli kordonu çekip sıkıca ağzı
kapattığınızda - böylesi bir uykuya ve rüyalara
daldığınızda, (ve) bunun gibi bir şeyle yirmi
bir yaşında karşılaştığınızda, bir daha asla
bu kadar katıksız ve eksiksiz ve mükemmel
bir şekerleme keyfi yaşayamadan bütün
hayatınızın gelip geçeceğini çoktan anlamış
olurdunuz.
o siyah saçlı çıplak kadının koynuna girip çıkarken sen
yuttuğun boyaları rengarenk kusarken sen
absent göllerinde uçan balıklarla yüzerken sen
adına keder dediğin kadının adıymış sien
sarkı sien söyleyen K.futacı...
aksın boyalar aksın
bence de,
üstüste oturtulmuş iki kalpli balkon demirleri akşamla kızarsın!
saksılar için ayrılmış boş metal halkalar
bir zaman sonra unutulacaklar
bu korkuluklar daha ciddi artık bende
renklerim var ama sadece kendi evimde...
yuttuğun boyaları rengarenk kusarken sen
absent göllerinde uçan balıklarla yüzerken sen
adına keder dediğin kadının adıymış sien
sarkı sien söyleyen K.futacı...
aksın boyalar aksın
bence de,
üstüste oturtulmuş iki kalpli balkon demirleri akşamla kızarsın!
saksılar için ayrılmış boş metal halkalar
bir zaman sonra unutulacaklar
bu korkuluklar daha ciddi artık bende
renklerim var ama sadece kendi evimde...
18 Tem 2012
13 Tem 2012
neden hep herşeyi basitleştirmeye çalışırken hep karmaşık hale getiriyoruz?
ama hep böyle oluyor..
ama hep böyle oluyor..
11 Tem 2012
10 Tem 2012
yollardan döndüm sonra gordum evrn'in gunlugunde
http://arkipelagos.blogspot.com/
ama bu kadar da olmaz ki dedim,
sonra evrn dedi: adam doğurmuş resmen.
kendi doğuruyo sonra bi de millete doğurtturuyor!
ne gusel tarif ettin dedim..aynen oyle.
ne güzelsin scarpa..
30 Haz 2012
Evet bu bir güven sorunu.
Tesadüfler ve hikayeler arasında.
O oyunu oynamaya isteksizlik
icteki o tatlı sıkıntı.
herşeyi silen unutturan, zamanı durduran yine
nasıl da özlenmis aslında...
Nasıl da tesadüflerimiz hikayeleşmeyi arzular yeniden.
Ama o tesadüfler elleri büyük bir adamın telefonunu bekler şimdi
o tesadüfler el ele Ahmet Hamdi'nin Kalamıştaki mezarını ziyaret etmiştir bir vakit
çiçek koparmıştır o mezardan, camının önündeki saksıya ekmiştir o çiçeği
ne olmuştur o çiçeğe sonra hatırlamaz bile
ne zaman vazgeçmiştir hikayeler tesadüflerden
oysaki herşey öyle masum ve gerçektir ki kendi hikayesinde
ama artık güvenmez hikayelere de tasadüflere de kimse...
Sabahattin Ali Balıkesirde okumuş, demek ondan o adamalar romanında Havranlı.
Ben Havranı yeni ögrenmişken ve orda bir binanın içine bir eşek koymuşken ve tesadüfen o kitabı aynı anda okumuş iken,
sonra A_sn' ya bahsetmişken oda bir gece bilgisayarının basında birşeyler okurken bu yazıya denk gelmiş ise
bu nedir?
Tesadüfleri hikayeleştirmeli mi yeniden yoksa öylece bırakmalı mı?
işte buna karar veremiyorum...
29 Haz 2012
kg dedi: O salın cağı çok iyi hatırlıyorum..h atta gülmek gelmişti içimden memnuniyetimden fikrin ama yanlış anlarsın diye çok sıkmıştım kendimi...
....ve tabii ki var..mutlaka kırmışımdır... ve bu yeisler içine sokmuştur beni...
ama hep senin varlığına güvenmişimdir..
birinin varlığına güvenmek ne ağır dedim içimden..
ama hep senin varlığına güvenmişimdir..
birinin varlığına güvenmek ne ağır dedim içimden..
28 Haz 2012
galiba korktu! oysaki fatedness vardı...
fate, destiny yazgı, kader demek
yazgılanmışlık
gibi bir şey anlıyorum
fate yazgı ise fated yazgılı
ness da isim yapıyor.. dedi mrt_E
27 Haz 2012
hrk_a onayladı onu:
doğru söze ne denir.. :)
doğru söze ne denir.. :)
bu hayatta hikayesine sahip çıkan, kıymet veren, elinde olarak/olmayarak hikayede özne olan adam az!
adam haklı beyler :)
adam haklı beyler :)
26 Haz 2012
25 Haz 2012
hiçbirşey birşey değil aslında biz tanımlamadıkça
tanımlamak herşeyi nasılda söküyor bütünden.
ref: http://www.altust.org/2012/06/sol-diye-bir-sey-yoktur/
tanımlamak herşeyi nasılda söküyor bütünden.
Bülent Somay
Lacan bir zamanlar ‘Kadın (diye bir şey) yokur,’ demişti. O zamanlar kendisini yaylım ateşine tutan bir takım feministlerin sandıklarının aksine, kadınların varolmadığını, ya da varsalar bile önemsenmemeleri gerektiğini söylemek istemiyordu kuşkusuz. Onun kastettiği ‘kadın’ kategorisinin erkekler tarafından yaratılmış bir belirleme olduğu, bu haliyle de ‘kadın’ı belirlemenin (ve böylece de sınırlamanın) gene erkeklerin tekeline bırakıldığı, dolayısıyla bunun kabullenilmemesi gerektiğiydi. Kadınlar tabii ki vardır, ama tek ve genel bir şemsiye altına sığdırılamazlar, belirlenemezler ve temel özelliği ‘kadın-olmamak’ olan erkekler tarafından çizilmiş sınırlar içine hapsedilemezler.
ref: http://www.altust.org/2012/06/sol-diye-bir-sey-yoktur/
A. sn dedi: sen asla aristokrat olamazsın! dedi
eller yalan söylemezmiş, bir de gözler.
uzattım elimi açuçlarım yere bakmakta idi.
dedi: almayı değil, vermeyi biliyorsun sen!
düşünmedim içimden hiçbir şey..
eller yalan söylemezmiş, bir de gözler.
uzattım elimi açuçlarım yere bakmakta idi.
dedi: almayı değil, vermeyi biliyorsun sen!
düşünmedim içimden hiçbir şey..
24 Haz 2012
18 Haz 2012
Al mendilim sakla, benden yadigar
Bir ucuna işle beni, çiz beni
Ve bir kalp oy, paramparça oklanmış
Üstüne de kondur beni, kaz beni
Gel hakkını helal eyle, pembelim
Gökyüzüne açık her iki elim
Benden sana emanettir mendilim
Çevresine vefa diye diz beni
Al mendilim katmer katmer, iz benden
Elindeyse soğu benden, bez benden
Mümkün mü ki ayrıl benden, tez benden
Mendilime destan diye yaz beni
Gel hakkını helal eyle, pembelim
Gökyüzüne açık her iki elim
Benden sana emanettir mendilim
Çevresine vefa diye diz beni.
dedim ben
kg dedi
çoooook eski lerden jüpiter bile yoktu da wonder-mürenler zamanıydı.
Joy Inside My Tears
https://www.youtube.com/watch?v=Alk3iF9Nto4&feature=player_embedded
Bir ucuna işle beni, çiz beni
Ve bir kalp oy, paramparça oklanmış
Üstüne de kondur beni, kaz beni
Gel hakkını helal eyle, pembelim
Gökyüzüne açık her iki elim
Benden sana emanettir mendilim
Çevresine vefa diye diz beni
Al mendilim katmer katmer, iz benden
Elindeyse soğu benden, bez benden
Mümkün mü ki ayrıl benden, tez benden
Mendilime destan diye yaz beni
Gel hakkını helal eyle, pembelim
Gökyüzüne açık her iki elim
Benden sana emanettir mendilim
Çevresine vefa diye diz beni.
dedim ben
kg dedi
çoooook eski lerden jüpiter bile yoktu da wonder-mürenler zamanıydı.
Joy Inside My Tears
https://www.youtube.com/watch?v=Alk3iF9Nto4&feature=player_embedded
17 Haz 2012
bir önceden aklımda kalanlar:
sıkıntılarımız ve arayışlarımız aynı dosya kağıdında..
ve değişen tek şey eşyanın ismi!
aslında biz değişmiyormuşuz
pek inanmadım ama dinledim..
kudret helvası nedir onu da bilemedim
ama onu da dinledim
ben neler dedim, şarkı söyledim...
zeki dedi al mendilim, al mı dedi yoksa al mı? bilemedim
ama dinledim...ama al dedi sanırım çünkü sakla dedi yadigar
ve şimdi boş şişeler ve kediler
çevresine vefa diye dizdim
üç hayvan kaldı aklımda neşeli tavşan, gitmesini bilen aslan ve dost at...
üstüne düşünmedim, çünkü yeni ben de düşünmek yasak!
ve bu yeni ben...iyi ki!
16 Haz 2012
ileriki yıllarda bir baskası içinde aynı olacak,
tam bugün itibari ile
o bebeğe de nice yıllar denecek
balkonuna böyle kağıttan süsler asacak, arkadaşlarını çağıracak kimbilir?
o süsler ki, ne yeni yıllar ne yeni yaşlar gördüler
şehir şehir dolaştılar kutlamaları, ne dedikodular duydular
kaç farklı rüzgarda böyle sallandılar kim bilir?
bu rüzgar şimdi güzel serin
sol tarafta, tam sırtta, taşınmış ağır naylon torbaların ağrısı
altta tam o kağıda çizdiğimiz sallanan sandalye
ve yeni dünya da bizi izler,
o da hep yeni...
ve hep yeni olmak için, eskisekte yenilenmek için
iyi ki!!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)























