Şiir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Şiir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Tem 2019

Bugünsüzlük
çizgi film dudaklarımızda bir süre rumi sürgün 
bir sürü coşkusuz, bir sürü bugünsüz, bir sürü tanıdık 
hüzün vardı 
herkes herkesin dul annesi 
herkes herkesin şefkatli adres defteri, makyaj çantası 
herkes herkesin üvey sevgilisiydi ortalıkta 
herkes herkesin ironisi, istanbul hatırası! 
telaştan olacak ağızsız bir kadınla öpüşürken korkmak 
gibi bir geceydi, gündüzdü, öğleydi, vakitsizlikti ya da 
o kadardı. 
hüzün var mıydı? 
sonra bir acı 
bir tutku veya 
bir mavi gençlikli iliklere değin evliya &yağmur! 
katlanarak büyüyordu tümörlü çocukluklarımız.
küçük iskender

9 Şub 2019

https://www.youtube.com/watch?v=zznlf3ZKQi0&ab_channel=Tamino


her gece bir şey gizler
arzuları çekip çıkaran derinden
yanan atestir
bizi uykuya teslim etmeyen.

yıldızlar yapar ne gelirse elden
parlasin diye beyaz inci
ulaşır günün ilk parıltılı esintisi.
ve yalnız olmadığı halde
korkar başkasını sevmemekten
ve asar kalbini onun gulumsemesine.
sonsuza kadar.

habibi, ateş yanıyor
tıpkı benim yandığım gibi
sevgilim, alevler tutuşuyor
benim küle döndüğüm gibi

ruhta yitip giden bir şeyler var
gözleri pasa terk ederek
ve ne zaman geri cagrilsa 
kafasını gömerek toza.

bu sırada sulara gömülen bir şeyler var
karanlıkta bir yere.
sen ve bendik. 
bunu sevdin, ben de öyle. 
hep böyle olalım istedin, içinde bir yerde. 

şimdi terketme onu,
bir şans ver.
son danstan sonra unutacak olsam seni keşke. 
ama her yerdesin, her zerrede.
her ezgi ve her küçük yara berede.
ışte oradasin.


çeviri kaynak: https://eksisozluk.com/tamino--272775

11 Eki 2017

Ariel (Sylvia Plath)
Durur karanlıkta.
Sonra maddesiz mavi
Boşalır kayalıktan ve uzaklardan.
Dişi aslanı Tanrı’nın,
Nasıl da birlikte büyüdük,
Topukların ve dizlerin ekseni! – Alında kırışıklık
Böler ve geçer, gerdandaki
Ele geçiremediğim
Kahverengi kavisin bacısıdır,
Zenci gözü
Böğürtlenler fırlatır
Kara kancaları-
Siyah şirin kan ağız dolusu,
Gölgeler.
Başka bir şey
Çeker havada beni –
Kalçalar, saçlar;
Kar taneleri topuklarımdan.
Beyaz
Godiva, giyinirim –
Ölü elleri, ölü terbiyeleri.
Ve şimdi ben
Köpürürüm buğdaya, denizlerin bir ışıltısına.
O çocuk çığlığı
Erir duvarda.
Ve ben
Okum.
Uçan kırağı
Canına kasdeden, gezintilerde
kaçışan kırmızıyla eş
Göz, sabahın kazanı.
Sylvia Plath (1932-1963, ABD)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

10 May 2017

Düşlere düşebilirsin aslında,

- Neden gözün kapalı yürüyorsun ?
+ Bütün yolları ezberledim
- Ama düşebilirsin
+ Bütün düşüşleri de ezberledim.
Dancer in the Dark

1 May 2017

Şiir dile içkindir
anlaşılması beklenmez
sadece dilin içinden olunca dokunur...
saçların uçuşması gibi
beden sınırlarının sonrasını anlatır ama söylemez

26 Kas 2015

6 gun oldu




Acıyor 

mutsuzluktan söz etmek istiyorum 
dikey ve yatay mutsuzluktan 
mükemmel mutsuzluğundan insansoyunun 
sevgim acıyor 

biz giz dolu bir şey yaşadık 
onlar da orada yaşadılar 
bir dağın çarpıklığını 
bir sevinç sanarak 

en başta mutsuzluk elbet 
kasaba meyhanesi gibi 
kahkahası gün ışığına vurup ta 
ötede beride yansımayan 
yani birinin solgun bir gülden kaptığı frengi 
öbürünün bir kadından aldığı verem 
bütün işhanlarının tarihçesi 
bütün söz vermelerin tarihçesi 
sevgim acıyor 

yazık sevgime diyor birisi 
güzel gözlü bir çocugun bile 
o kadar korunmuş bir yazı yoktu 
ne denmelidir bilemiyorum 
sevgim acıyor 
gemiler gene gelip gidiyor 
dağlar kararıp aydınlanacaklar 
ve o kadar 

tavrım bir şeyi bulup coşmaktır 
sonbahar geldi hüzün 
kış geldi kara hüzün 
ey en akıllı kişisi dünyanın 
bazen yaz ortasında gündüzün 
sevgim acıyor 
kimi sevsem 
kim beni sevse 

eylül toparlandı gitti işte 
ekim falan da gider bu gidişle 
tarihe gömülen koca koca atlar 
tarihe gömülür o kadar

18 Kas 2015

https://mattelliott.bandcamp.com/track/dust-flesh-and-bones

Dust Flesh and Bones


Some things are so dark that woe betide the light that shines on them
I swear to god I thought it was a sign  
This shallow grave recedes with every darkened patch of sky  
The withered, wearied features start resembling mine 
And in the disparate clamour of the chaos that surrounds you 
It's hard to know which of the voices that you hear  
Are your own  

Some things scar your heart so deeply that a howl is not enough  
To adequately purge the soul of pain 
Still you yearn for contact but the burden that you shoulder means 
you'll never trust a living soul again 
And in the disparate clamour of the chaos that surrounds you  
It's hard to know which of the voices that you hear  
Are your own 

This is how it feels to be alone, just like we'll die alone  

This is how it feels to be alone  
This is how it feels to be alone  
This is all that we can call our own  
Dust flesh and bone  
This is how it feels to be alone 
Just like we'll die alone

22 Eki 2015

“gülü çiğdemi filan bırak
sardunyayı karidesi filan bırak
acıyı ve ölümleri bırak
oy pusulalarını ve seçimleri bırak
evet
seçimleri özellikle bırak
çünkü açlık çoğunluktadır”
Turgut Uyar

25 Oca 2013

İnsan kadife bir hatıradan başka nedir ki? Geçmiş: üstümüzü her gece onunla örttüğümüz... uykuların derininde kor yankılarına düşer gibi olduğumuz ve sonra unuttuğumuz. Dağın doruğu ile dağın derini arasındaki mesafeden başka nedir ki insan: derininde kor tutmuş haller, doruğunda ıssızlık bilgisi...Güne ait sesler çoğaldığında hatıranın kendisi de kokusu da bilgisi de silikleşecek...
Ve, insan
sabahın nemi kadar sessiz olmayı isteyecek.

Birhan Keskin, "Kim Bağışlayacak Beni", s:35