25 Eyl 2013

kg dedi: tek sorun söylediklerinde
kendini bir duruma iskele etme eğilimi..
sanattan kurtulmak demek herbir fazlalığımızdan kurtulmak demektir sanırım...


23 Eyl 2013

tabi ki yaşanmaya değer olan seçiliyor,tabi ki...
kahve biraz sulu içilyor tabiki
ve tabi ki sokak köpekleri rüyalarında koşuyor, uyurken bu pis sokaklarda
ve hergün yine de kendin için beş şey bulunamıyor
başkalarında bin olan sen de beş olmuyor
olmasın napalım...

lilith

Hepimizin hayatın yaşanmaya değer ve güvenilir bir yer olduğuna inanmaya ihtiyacımız vardır. Ve hepimizin pek de öyle olmadığını düşündüren bir takım anılar

"Zaman herşeyi biliyor sadece gizliyor" İ.İ


10 Eyl 2013

Bir bildiğiniz var mı gerçekten
kolay mı yoksa gerçekten ölmek...
22 de Ahmet?

5 Eyl 2013


Biz renkleri, kumda açan çiçekleri
dağların denizlerini
Zeus'u Atena'yı, zeytini ve dallarını
temiz çorapları ve elimizi yıkamayı 
severiz.
Şükür ki onlar da bizi  dedim Taşev'e

17 Ağu 2013

Bugünün sorusu buymuş:

what i want?
what i need?

17 si geyikli



kaydedelim biz de geyikli gece gibi
bir şiiri anlatmak başka bir dile ne zor ama
anladı Taşev
imkansız hiç değil
bir eli boynuz gibi yaptığında o mitolojideki ay dan başlıyorsa hiç değil
ama yine de bazı şeyler imkansız
olsun kaydedelim bugunü geçmiş acılarımızla yine ucundan atlattığımız en büyüğünü
ama hissettiğimiz o çaresizliği
ve yenilerini de üstüne alalım altına yazalım
asla gerçekmiş gibi bile olmayacaklar büyüklerinin yanında
ama yine sızlayacak bir yerler el mahkum
"düşünme hiç" çalacak plaktan birgün
ve koşacağız bugüne, bu geceye geyikli geyiksiz
o zaman da bugünü özleyeceğiz biliyorum
kırdığımız farketmeden ve ısırdığımız parmaklarını, birini
anlattığımız birisine dramaları ne çok sevdiğimizi...
kaydedelim sadece yine hatırlamak için
işimiz ne hayatta, unutmak ve sonra yeniden bir anda....

16 Ağu 2013

Bir fitil
kulaktan almalı
sonra sessiz zihinnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnn tın tın

12 Ağu 2013

Kabuslu sıcak gece
ve sonuc bu mutsuzluk hali o kadar

6 Ağu 2013

karadeniz coğrafyasından Prvn'ciğim egeye gelince dedi:

"Bu kadar taş olur mu yav!! Bir zamanlar buralara taş yağdı herhal"
yerbasığı oldu de Prvn: yeni doğan bir bebek çok esnerse yerbasığı olmuş olurmuş.
Beşiğine şeftali yaprağı koyalım...

4 Ağu 2013

Turgut Uyar'ın Dogumgünü

Halbuki korkulacak hiç bir şey yoktu ortalıkta
Her şey naylondandı o kadar

30 Tem 2013

27-28
Bu hafta sonu bir şeyler oldu.. oldu oldu oldu
keep remembering....

29 Tem 2013



Davut'un yıldızı Lilith yani kara aya 
Selana yani beyaz ay eşlik edince....

26 Tem 2013

Ve bugün bir nhr geldi.
Ve bugün hala oldum.
Bugün bir nehir hatırlattı yeniden
ahşap bir tekne olmanın gerekliliğini...

it still there!


zaman dedik bir mesele
herkesin zamanı ayrı birer mesele
bazen bir filmin içinde akıyor
bazen bir film benimle birlikte akıyor
ama sadece bütününe bakınca anlaşılıyor..

23 Tem 2013

Aslında henüz oluşmamış alışkanlıkları yaratma isteği:

"
I like when you remind me of important things

In the bookstore I remembered your fingernail"...

14 Tem 2013

13 Tem 2013

Bazı dişçiler insanı çürük sanarmış..

10 Tem 2013


O çocuk öldü

bu çocuk yaşıyor

onlar öldü

bunlar olanlar burada

sloganlara kuyruk, hangi devrimin şehitleri
hangi günahın kurbanları
Ben neden bu kadar borçlu
kahramanlara ya da kurbanlara neden ihtiyacımız var?


4 Tem 2013

Kiraz mevsimi


Sokak başlarında sazımı çalsam
Anlatsam şu kiraz mevsiminin
Para kazanmak mevsimi değil
Sevişme vakti olduğunu.

 Sait FaikAbasıyanık

30 Haz 2013

27 Haz 2013

taşev: (I wonder what monsters eat for dinner?)

balık+rakı and listen Zeki Müren

İstanbul’un Kent Müzesi Gezi Parkı Direnişi’dir

24/06/2013skopbülten Yuvacan Atmaca
Hafızanın mekânsallaşmasında ve ortak deneyimlerin aktarılmasında kent müzeleri ayrı bir yer tutmaktadır. Bir kentin tarihi boyunca edindiği tüm deneyimleri ve imgeleri aynı mekân içinde temsil edebilmek elbette imkânsızdır. Özellikle Türkiye gibi, kentsel her tür verinin iktidarlara oyuncak edildiği, farklı anlamlarla kodlandığı ve oluşturulan farklı değer mekanizmalarıyla kamuya aktarıldığı ülkelerde bu iş neredeyse imkânsız gözükmektedir.
Bu imkânsızlığın yanında, kamusal olanın deneyiminin hiçbir şekilde kentsel ölçekte görünür hale gelemediği bir kültürde kent müzeleri önemli bir noktada duruyor. Kent müzeleri de kentlilerin kentle kurdukları ilişkinin tarihselleştirilmesinde ve bir hemşeri öznelliğinin oluşmasında önem taşıyor. Bu önem genellikle “şanlı tarih” retorikleriyle kabartılan bir gurur ve dramatize edilen bir yerel mimariyle oluşturulmaya ve öğretilmeye çalışılan bir aidiyet duygusu ve kimlik olarak ele alınır. Ama aslında kent müzeleri, kentlilerin kişisel deneyimleri ve elde edilen kişisel imgeler ile kamusal deneyim ve imgelerin gerilimli karşılaşma mekânlarıdır.
Yıllardır oluşturulması beklenen İstanbul Kent Müzesi de bu durumu ortaya koymaktadır. İstanbul Büyükşehir Belediyesi aracılığıyla düzenlenen Kent Müzesi Çalıştayı’nın, müzenin oluşturulmasında görev alacak kişilerin çoktan belirlenmiş olduğu gerçeğinin ortaya çıkmasıyla göstermelik olduğu anlaşılmıştı. Ayrıca, bu Çalıştay, İstanbul hakkında şimdiye kadar yapılmış olan birçok sergi ve çalışmaya ait birikimin de hiçbir şekilde değerlendirilmeyeceği gerçeğini ortaya çıkarmıştı. Şimdi bunlara ek olarak, Gezi Parkı direnişi dolayısıyla yapılan açıklamalarda, Çalıştay’da kent dışında oluşturulacağı açıklanan Müze’nin Gezi Parkı’nda yeniden inşa edilmek istenen Topçu Kışlası’na taşınabileceğinden bahsediliyor. Böylece besbelli,  Kışla yapısının, protesto edilen alışveriş mekânlarına alternatif olarak daha sevimli ve makul gözüken İstanbul Kent Müzesi projesiyle pazarlanması hesap ediliyor.
Oysa, tam da bu açıklamaların yapılmasıyla eşzamanlı olarak, Gezi Parkı’nda,  hiçbir kurum tarafından, hiçbir temsiliyet aracılığıyla mekânsallaştırılamayacak biçimde, bizzat kentliler tarafından zaten bir müze oluşturulmaktaydı. Hem de ne eğitici bir misyon üstlenerek, ne de piyasayla ilişkilenerek…
Bu oluşum, bilindik anlamda kentin farklı zamanlarının nesnelliklerinin toplanması, biraraya getirilmesi ve sergilenmesinden değil, kentlinin kendi iç potansiyel enerjisiyle keşfederek deneyimlediği, hiçbir zamana ve duruma referans vermeyen, fotoğraf ve benzeri kayıt türleriyle nesneleştirilemeyecek ve böylece arşivlenemeyecek, dolayısıyla hiçbir piyasada değer arz etmeyecek bir oluşumdu. Sadece bu deneyimi yaşayan insanların kişisel belleğinde kayıtlanacak ve birebir onlar tarafından kişisel ilişkiler aracılığıyla aktarılabilecek bu deneyim, nesneleştirilmiş değerlerin ötesinde kentli için yeni bir imge ve değer sistemi yaratmıştır.

Birbirine benzemeyen, hatta zıt birçok şeyin biraraya geldiği Taksim Gezi Parkı, yarattığı imgelerle, hikâyelerle kent belleğine dahil olmuştur. Böylece, kamusal olanın bir kural koyucu olmadan nasıl düzenlenebileceği ve tecrübe edilbileceği konusunda bir kent müzesinin canlandıramayacağı muhteşem bir sahne kurmuştur.  

25 Haz 2013

Taşev dedi:

I want to share this thought. I miss talking with you.
I do not need therapy from you, of course!

21 Haz 2013

Tam iyi bir şeyler oluyor derken hep kötüler de geliyor ardı sıra.
Sevinemeden tam biraz da üzülüyoruz.
Ne öğreniyoruz en çok?
Önce haddini bilmek belki, nerde durduğunu iyice bilmek ve sindirmek...

18 Haz 2013

Bütün bu günlerin özetini yapabilseydim, hemen analiz edip arşivleyebilseydim keşke...
Ama bu direnişte şunu anladım asıl gerçekten ne olduğunu anlamaya çalışıp vakit kaybetmektense içinde olmak daha keyifli ve o kadar korkutucu. Evet tam bir çelişki işte herşey gibi çok keyifli ve çok korkunç aynı anda. Anladıklarım ve hiç anlamadıklarım ve asla anlayamayacaklarım hep beraber karnımdalar. Korkuların karanlığında en şehvetli merakımı buldum. Ne karanlıktan çıkabildim ne de o şehvetli merakta kaybolabildim. Öylece durdum. Durmak da çok güzelmiş ya... Pasiflik de hoyrattır demiştim bir ara yine burada. Acıtır evet zaten bildim. Ama böylece canımın acısını sevebileceğimi bilmezdim. Daha neler neler bilmediğimiz kim bilir... Kim bilir neler gördük içimizde. Burada bu zamanda olmak ilk defa bir varlığa büründü. Mahkummuşuz gibi değil, öylesine değilmiş gibi, böylesine değilmiş gibi, bir şey var gibi, bir sebep, bir an var gibi yaşanacak, görülesi şeyler var sanki, yapılası şeyler var... Evet evet gerçekten ilk defa...kafamda kurduğum kendi hikayelerim dışında bir hikaye var gibi içinde olduğumuz..

15 Haz 2013

12 Haz 2013

"Başıma neler geldi sana diyemedim"  baba.. çünkü yasak, çünkü belki anlamazsın, çünkü şimdi ben korkuyorum herkesten, çünkü nasıl bir pislik içindeyim hissediyorum şiddetle, çünkü yanlız işte herkes her zaman!

9 Haz 2013

Ve nihayet hangi azınlığa ait olduğumu anladım bu yaşımda. Romantikmişim meğer.. A politiksin dediler, B politiksin dediler, hayat senin bildiğin gibi değil dediler, çok düşünüyosun dediler, illaki bir ideolojin olmalı, bir taraf olmak zorundasın dediler...Romantikmişim meğer...Bundan siyasi bir duruş olur mu bilmem ama umut olur, değişim için bir tohum olur eminim! Kötülüğü de görüyorum, görmezden gelemiyorum ama olsun. Az olmak hiç olmaktan iyidir yine de!

Bir de soruyorlar çevre mi ekonomi mi? Anneni mi Babanı mı seviyorsun daha çok. İnsan anne sevgisinden baba sevgisine geçemez ise arıza olurmuş, ama babayı sevmeye başladı diye, anneyi unutması gerekmemeli sanki....Yine romantikçe olacak biliyorum ama ben annemi de babamı da çok seviyorum sanki.. Neden tercih etmek, kıyaslamak zorunda kalayım ki????

29 May 2013

Ama söyleyecek sözümüzün olması lazım, bu kadar açıkça tecavüz edilmez ki!! Sözümüz yoksa refüjlerde pikniklere, kirli masaörtülerinde yemeklere, ayağımızın vuran ayakkabıyı giyinmeye, sevgisiz öpüşmelere devam. O zaman herkes mutsuzluğa alışsın ve izlediğimiz dizideki o yalan dünyayı onaylayalım hepbirlikte: napalım mecburrrr!



ve hayatımızda daha daha kucuk meseleler aynı anda aynı yerde:

"Dürüst olmadığımız ya da bir konuyu bilinç altına iterek dürüst olamadığımız durumlarla yüzleşmek zordur. Başkalarının bizi bilerek ya da bilmeyerek yanlış yönlendirdikleri durumların yükünü taşımak ve sonra bunların gerçekte nereye vardığını fark etmek de öyle… Ama gerçek özgürleştirir" diyor juno..

27 May 2013

Ama ne düsünmeli simdi bilemedim.
Bir kadın çok çok eskilerini kestirmiş sökmüş atmış
Beni kendine ayna yapmış, bakmış
Bu ayna birşey düşünmeli mi?
bilemedim..

ama benim çekip gidesim var..

22 May 2013

yeter ki hayaller olsun...


bir ay tututlması öncesi / ö.ylmz....

dedim: tabi ki mucizeler var, nasıl ki kazalar varsa
dedi: nasıl kurulur ki hayal?
dedim: sabah çok erkenden açılır pencere ve içilir bir yudum su,
dedi: sanki unutmuş beni yukardaki! Nasıl bir şey istenir ki?
dedim: İlk sevişmeden korkmak gibi
Bir istesen tutamazsın bir daha halbuki...
ve öptük yanaklarımızdan....

19 May 2013

gordian knot: kördüğüm..
Demek ki, elimizden daha başka ne geleceğini bilmediğimizde dağa gitmek iyidir. Hakkında pek bir şey bilmediğimiz arayışlar bizi kendine çektiğinde, bu hayatı yaratır ve ruhu geliştiri. Bilinmeyen dağa tırmanmakla, içgüdüsel psişeye ve onun yetenekli olduğu yaratıcı eylemlere dair gerçek bilgiyi kazanırız- Öğrenmek herkes için farklı bir şekilde gerçekleşir. Ama vahşi bilinçdışından çıkan ve döngüsel olan içgüdüsel bakış açısı hayatı, hayatımızı anlamlı kılan tek bakış açısı olmaya başlar.


Yolun üzerinde belirip onu dalgalanıyormuş gibi gösteren sıcaklık dalgaları gibi, gerçek olmayan bir imge yaratıldığında yanılsama ortaya çıkar. Sıcaklık dalgalrı gerçekte vardır ama yol hiçbir şekilde dalgalanmamaktadır. işte yanılsama budur. Bilginin ilk parçası doğrudur ama ikinci parçası, yani sonuç doğru değildir.  (Kurtlarla koşan kadınlar syf. 398)

16 May 2013

ne olmak istediğimiz ve ne olduğumuz arasındaki çelişki...

14 May 2013

peki bu bir oyun tamam
zaten her yerde oyun var ama
biz nasıl devam edeceğiz, görerek ve duyarak ve oyunu bilerek
Bu kadar cok kırmızı, perdelerde bile yokken
yüzümüzü yıkarken bile bu kadar ıslanmazken yüzümüz
biz ne değil, nasıl yapacağız bu nefesi...

12 May 2013

kucağımda bir hayvan varmış gibi bir hışırtı oldu
ama kucağım boştu...

1 May 2013

Kendi dünyanın küçüklüğünü keşfetmek ve buna rağmen kendinin kıymetini bilmek işe yarıyormuş...demişti biri

26 Nis 2013

Sezonu açtık dün..
Baharın gelişi ve solucanların kokusu
ay da tuttu tutulacaktı
Mls doğdu doğacaktı
yine bazı haberler duyuldu duyulacaktı işte
şimdi oturmak istiyorum karanlık yüzüm ve ben
o aslında ne güzelmiş..


bir de delirmek yok yok yok...

saat 14.26 delirme hakkımı kullanıyorum...
evet şimdi zihnim deli gibi iiiiii
ama yine de çalışıyorum gibiiiiiiiiii

22 Nis 2013

yine gördüm ve görmezden gelemedim

uyanış uyanışlar
ve bazen bir gözün görmediğini diğer göz gösterir
çünkü gözler ailedir
birbirlerini görmez ama hissederler
hep beraber görmezden gelmezler
biri kapasa da kapakları diğeri parmak sokar
ve sanmayın ki onlar sadece iki dir.
Hep daha çoktur ..

21 Nis 2013

Bir gözün ağladığını diğer göz görmez
görmesi de grekmez zaten
bir göz başka birşeye ağlarken diğer göz başka birşey için ağlar
Birinin ağladığı göl olur diğerinin ağaç
ama birlikte susarlar!
çünkü susmak tek olmaz. Susmak diğeri olduğunda sus olur,
diğeri yoksa ıssızlıktır sadece....

20 Nis 2013

şımarık insanlardan nefret ediyor
küçük bir kutuya tıkılmalarını ve kendi kusmuklarında
boğulmalarını istiyorum...
çalışırken melankolik müzik dinleme
kaç kez dedim,
sözlerini anlamadığın dım tıs tıs tıs kafa sallamalı
ve siren sesleriyle sonlanan müzikler daha iyidir..

19 Nis 2013

Bir küçük kadın
karnında iki çocukla kadınlığı öğrenmişken
annesi bile daha çocukken

o iki çocuk içi ve dışı karıştırmışken
kadının içi dış dışı iç olmuşken
çocuklar da yolu şaşırmışken
burdayız derken tam başka bir yer bilinmeyen

küçük kadın annesi bile çocukken
ne anne ne çocuk artık...

17 Nis 2013

Ama ben bu detayları bazen seviyorum
dağlarla denizin ilişkisini
dağlar çok yüksek ve deniz alçaksa mesela
aradaki düşme hissinde bir kent varsa
o kentin renkleri biraz koyu ve derinse mesela...
işte bu detayları cok seviyorum

14 Nis 2013

Bugün emek'in bana ihtiyacı yok bence
biber gazı reklamı işe yaradı
benim ise bana ihtiyacım var
bu oda dışında heryer işgal altında
ben buradayım, bir torba dolusu ayrılmış kışlık eskileri
ve domatesli bulgur kokusuyla

"daha mutlu bir an olması gerekmez mi o an'ın" demişti birisi
şimdi anladım, o kadar mutlu değilmiş o an'lar
ama kim tutuyor muhasebeyi ve kodluyor bu an'ları mutlu mutsuz diye!


13 Nis 2013

Aslında ve zaten istemediğin birşey olmadığı için hüzünlenmek
işte bu modern hayatın bize bulaştırdığı hastalık...
üzgün değilim ama yine de tuhaf işte...

7 Nis 2013

"meselenin özünü kaçırıp biçimin ve şık göndermelerin peşine düşen, bunu da muhalefet etme adına yapan, okulun rendesinden parası ve vakti çalınarak geçmiş, aklı karışık okumuş-cahillerden olmamak  lazım"   Serhat Köksal (bir +bir)


Hayatımın ilk biberli gazının pazarı
Birşeyler de birz değişmesin diye
dolaşıp gelelim, değişelim
ama özleyecek bekleyenler olsun bir yerlerde diye
biz neyi özleyeceğiz şimdi...

1 Nis 2013

kendinde durmak durmak
burada durmak durmak durmak...
şubatı daha sindirememek
Dün ün özeti  "Emek bizim , İstanbul Bizim"
mükemmeliyetçiliğe son, yapamayacağına yapamam,
yapabilecegine yaparım de!
Geçmişten gelene hayır!
Güçlü ol, denegyi bozma...

28 Mar 2013

Biraz geride durmayı becerebilmek....iste bu
''İnsanların aşkı düşünüşleri vardır ve o düşünce bazen bir objeye rastlar. O karşılaşmayla içgüdü olarak başka türlü görünür, ama içeride aşk aynı aşktır. Bu yüzden saçma aşkının da başımın üzerinde yeri var.' Tomris Uyar

26 Mar 2013

anlar


En küçük bir ses gök gürültüsü değil
Ama gergin ve boş herkes işte
öyle boş bakıyorlar, boş boş doluyorlar

Ben bugün kolaj yapmak istiyorum
neden yapmıyorum peki
hadi yapalım go to guy!
evet herkesin bir go to guy ı olmalı
olmalı

14 Mar 2013

Dünyada her zaman bir şeyler vardır, başka bir ruh bir yerlerde kıpırdanıyor, bir takım oluşlar meydana geliyordur. Bunlar kimse farketmeden olur. Kendi yapacağını o halle yapan ile olur, herkes ya da başkaları ne halde acaba dediğin an, yapacağını, hatta yapman gerekeni yapamazsın. Bu ötekini kıymetsiz bulma değil, sana fısıldanmış sırrı kaybetmeme hususunda çok sakınımlı olma ve gizlenmedir. Gizlen ki, ortaya çıksın, sakla ki kaybolmasın. Şule Gürbüz
"....19.asır ortalarından itibaren adları Bey olan redingotluları değil de bir adımını martta öbürünü avrilde atan, Şam hırkalı, koca sakallı ağaları seviyorum. Dünyanın geri kalanına aldırmadığı ve içlerine onlardan birşeyin karışmadığı, böylece kendi içine uzun, acelesiz ve derin bakmaktan öncekilerin görmediği, sonrakilerin göremeyeceği, dünyanın bilmediği bir şeyleri bulup çıkarabilen ve aynı ağırlıkla ortaya koyabilen devri ve adamları seviyorum..."  Sule Gürbüz

9 Mar 2013



Her yer deyim, ama yine de bir kuzeyliyim.
80 lerden kalma bir düğün kaseti hatırlattı
Ne çok insanı kaybetmişim ben de
Sessizce gitmişler
Ben buradayım....

8 Mar 2013

Anlamak çözmeye yetmiyor gerçekten..
ve bliyorum bunu yazarken o melodi çalıyor içten içten
ama yine de çözülmüyor
çünkü çözülecek değil mesele
bir durup bakılmalı sadece belki
ben rakı kokusunda
en mahremimi mahremime açma isteğinde
ama sıcak su torbasıyla uyuyacak olan
ben durdum
durmak istiyorum
çünkü bu toplanan suyun potansiyel enerjisi beni yıkar yakar ezer gecer
bir durmalı
az az sızdırmalı ama gümbür gümbürlemememeli belki
tek ve sonsuz mutlu an yok artık biliyorsun
bunu bilerek bilmezlik edemezsin
o zaman dur ve anı yaşa
ama o an orada öyle dayanılmaz ki
nasıl olacak?

3 Mar 2013

ona da giderken güle güle dedim.
oralarda gül hep mslm baba....

23 Şub 2013

yine güle güle,
ben giderken hep güle güle derim
annemler güler

27 Oca 2013

Tam şu anda
sütlü kahve böyle tadında sıcak
dışarısı karanlık ve soğukken
yarın için yetişmesi umulan bir sunum varken
ve yan tarafta üzerine uzanılması için adeta kıvranan yumuşacık bambu battaniye dururken
ve radyoda tam da o şarkı çalmışken
ve üstüne üstelik ay ağzına kadar dolmuşken
birini düşünüp düşünüp dalıp gitmek gerekirken
kimi, neyi düşüneceğine karar verememek ne yazık!

25 Oca 2013

İnsan kadife bir hatıradan başka nedir ki? Geçmiş: üstümüzü her gece onunla örttüğümüz... uykuların derininde kor yankılarına düşer gibi olduğumuz ve sonra unuttuğumuz. Dağın doruğu ile dağın derini arasındaki mesafeden başka nedir ki insan: derininde kor tutmuş haller, doruğunda ıssızlık bilgisi...Güne ait sesler çoğaldığında hatıranın kendisi de kokusu da bilgisi de silikleşecek...
Ve, insan
sabahın nemi kadar sessiz olmayı isteyecek.

Birhan Keskin, "Kim Bağışlayacak Beni", s:35

24 Oca 2013

huninin dar kısmından gectim yine
eve daldım sonra
yüzdüm yüzdüm
örümcek aglarını temizledim
kitapları ordan oraya koydum
kendimi buraya koydum
ama henüz kendim icin calismaya baslayamadım.
Ama bence olacak...

10 Oca 2013


Dün gece kendime verdiğim bir sözü tuttum
Güzel bir kadından güzel şarkılar dinledim.
Güzel olmanın tatlılığını hissettim
kadın olmayı yeniden sevdim
Ve sözümü tutunca iyi hissettim.
Çünkü tutmazsak kendimize verdiğimiz sözleri
Kaybolmak yok olmak olur
bulamayız bir daha kendimizi...
sanki

9 Oca 2013





Bir otel odasında (ismi evim olan) kaybolmuştum
Bulamadım kendimi ama bir başka kayboluş öncesi
Bir önceki kayboluşun yorgunluğu henüz geçmemişken
Bırakalım düşeyim dedim
O anda bir dnz  buldu beni telefonda
ve dedi ki hem derin olsun hem yüksek!!







Bana bir yazı buldu sonra kitaplarının arasından:

ORUÇ ARUOBA 

de ki işte 


YAŞAM (ki) 

16. 

Yaşamının inişleri çıkışları olacak gerçi 
(bir gün öyle, bir gün böyle...); 
ama, göreceksin ki, yaşayacağın temel oluşum, 
düşüş olacak: yeteneklerinin daralması; 
yapabileceklerinin azalması; yaşama yürüyüşünün 
tık-nefes kalması – yaşam yolunun kısalması... 

yaşarken, sürekli düştüğünü göreceksin – 
çeşitli yüksekliklerden çeşitli derinliklere... 

Yaşamın, düşüşün olacak. 

Yaşarken düşeceksin. 

Ama bu demek değildir ki yaşamın boşunaydı; önce yükselip sonra düşerek, bir hiç oldu: Zaten, bu yüksekliklere çıkıp, bu derinliklere düşmen, senin yaşamının getirdiği zorunluktu – sen, sen olarak, 
ancak ve zorunlu olarak, o yükseklilere çıkıp, 
ancak ve zorunlu olarak, o derinliklere düşebilen olacaktın – oldun da, oluyorsun da, 
daha da olacaksın. 

Yaşamın, zaten, buydu; 
bu olacak 
– sen, zaten, busun; 
bu olacaksın. 

O yükseklikler ne denli yüksek, 
O derinlikler ne denli derin olmuşsa, olacaksa, 
yaşamın da o denli yüksek, o denli derin olmuş 
–olacak– demektir. 

Yaşamın, yüksekliklerin ile derinliklerin arasında 
gidip 
gelecek. 

Yaşamın, 
yüksek ve derin 
olacak. 

   

31 Ara 2012


yeni her şey hoşgelsin..
mars ve ben bir de renkler buradayız...

23 Ara 2012

yine çok geç
yine bir mls ve ben
bir taslak hazırlandı benden öte
boşluklar doluluklar üzerine...
iyi geceler
de+sidus    desidero  "yıldızlardan"

22 Ara 2012

pikap lütfen

yuvacan

aa dedi: seni görmek, seninle yıldızlar dünyasına dalmak da büyük keyifti. siz büyüyüp büyüyüp balon olduysanız, benim çoktan patlama vaktim gelmiş geçmiş demektir. sevgiler

* kedehleri gördükçe kafa çekesi geliyor insanın, çok kıyak!

Friday, December 21, 2012 8:54 PM

20 Ara 2012

ilk kar

ilk kar
kıyametten önceki son gün
perde desenli pantolon ile ilk taciz
ve  gardımızda bir düşme...

16 Ara 2012

her şey olur diyorum
basit düşün diyorum
ama düşünce ve eylemi ayrı ayrı düşünmek hiç basit olmuyor...
ne gerek var diyorum, nereden çıktı diyorum
eksiklik güzeldir diyorum
eksik olmak davettir belki diyorum yeni birşeylere
evet  gelsin diyorum
basit ve eksik düşünelim o zaman
diyorum diyorum da dinlemiyorum bir türlü...

14 Ara 2012

11 Ara 2012

Hayatta en orta yer bir muvaffakiyetmiş, olmazsa siz bir ham ervah olarak kalacakmışsınız gibi algılandığı için, kenar köşe duruşlar beceriksizlik, çolpalık, yetersizlik gibi algılanır. Oysa hayat insanı yok etmek için ortaya çeker. Köşede durana bir şey yapamaz. Ortadakini öğütür, dişini geçirir, törpüler, kendi kabulü buna bağlıdır. Ortaya attıklarına tevessül edilmeyince hayatın silahı kalmaz.

İnsan buna mukavemet etmeyi becerebilse her şey olur, yalnızlığa tahammül etse hayal edemeyeceği şeyler olur.

Çinekop oltanın ucundaki kuru ekmeği yememeye dayansa kofana olur.

Şule Gürbüz/Bir+Bir
evrn dedi para elinin kiri
ben de dedim ki: evet öyle ondan ellerim tertemiz

10 Ara 2012

Balon olduk biz...

Büyüdük büyüdük balon olduk
söylenmemişler içte, dışta bir gerginlik
Bir iptir tutar ağzımızdan sıkı fıkı

O iptir 
dal desen degil!, kök desen hiç!
o iple sıkı sıkı herşey
o iple gitmeler, dönmeler
o iple yalnızlık, o iple bağlılık

Büyüdük, büyüdük biz balon bile olduk
rüzggar savurur
dokunmalar acıtır artık!

2012.12.10


9 Ara 2012

7 Ara 2012



Hediye alırken karsıdaki acaba begenir mi? begenmez mi? kaygısı ile davranıp,
kendi hediye alma heyecanını kullanmayan insanları cok sevmiyorum.
Kadınlar bu konuda da daha cesurdur kanımca. Kendi mutlulukları icin
hediye alırlar.
İste ben bana büyük bir cesaretle, bedenimi bile bilmeden üstelik ortalama bir renk ve desene
sahip olmayan o perde desenli pantalonu alan bu adama şaşıyorum.

Çünkü o bazen hoyratça da olsa cesareti ile bana enerji veriyor.

Bu kadar çünkü bu kadardır bu....

5 Ara 2012


Profil fotografini siler misin rahatsiz oldum.
arkadaslarim soyledi sonra farkettim. 
biraz gereksiz olmus bence! dedi M.

çok güldüm çok!  Senmişsin gereksiz demek geldi buraya
ama sustu. Keşke bu incelikler olmasaydı bende.


28 Kas 2012

ay tut dedim yine
yine dolunayda
yine bende
ay tut, ay tut...
tut ki yeniden başlasın...

24 Kas 2012



hoşgeldin! dedi şarkı.
sen bana yangın ol efendim ben sana rüzgar
sen bana geç geldin ben sana erken...

bir ateş ile bir küçük rüzgarın hikayesi
yanacak elbet, yanacak kabul
hoşgeldin...

19 Kas 2012

Dedim duyguları duygulara karıştırmayalım
olduğu gibi bırakalım
dedi n e d i r:  sen benim canımsın!
dedim aşklar çeşit çeşit.
Hepsine hikaye yazılmaz, hepsi yenilip içilmez, hepsi gol atmaz.
dedi n e d i r: kavuşunca meşk, kavuşmayınca aşk olurmuş.
aşk olsun dedim. Nazik olalım ve aşk olsun sadece bu.....

16 Kas 2012

kendi kendime cok iyi gelmiyorum cogunlukla
neden kendi kendime kalmak istiyorum o zaman?

13 Kas 2012

Bir duyguyu yaşamayı bırakıp da, anlatmaya başladığındaki yalnızlık ve hissizlik...
çaresi yok...
güneş tutuluyor ve tutsun her şeyi biryerlerde
tutsun, söylenmesin, dökülmesin
ve biz evliya olalım
öylece tutalım sadece
lütfen tutmayı bilelim....

11 Kas 2012



yollar geldim yine geldim
herşey çok değişmiş 
ne olacak şimdi, ne olacak

7 Kas 2012




Biz sefkatliyiz birbirimize 
olmalıyız ve de.
Biz birlikte calışanlar, birlikte yiyip icenler,
şefkatli olmalıyız ve sevmeliyiz birbirimizi.
Sarılmalıyız sakin ve suskun
hoyrat olmalı işler, bağırmalı çağırmalı ama 
gevşetmeli ve yeniden sıkmalı sonra
özür dilemeli, rica etmeli 
arada da birbirimize şarkı söylemeliyiz.
Bunu yapmalıyız ve yaparız biz zaten...

2 Kas 2012

Bir dolunay gecti yine gumbur gumbur,
bir yerlerde kasırgalar esti.
Ben İnebolu sahilindeydim.
Biraz kasırgalı, biraz sarhoş
ne zormuş yahu yaş almak
ağırlaştıkça ağırlaşıyor

19 Eki 2012

Bir tür organize eden organize olamayan baloncuk oldum.
Patladım patlayacağım ama topalım
Değneklerim çok seksi ve taksi çok pahalı
Keşke  özlemek daha hissedilir birşey olsa.

13 Eki 2012



40 Nasihat  Tasarım Bianelinde,

41. Nasihat bende:

"tekerlekli sandalyeli biri ile konusurken diz çökmeli"

42. Nasihat de Br_Kçr  için gelsin.

"Paylaşırsan başlar yolculuk"

11 Eki 2012

Çürüme, ondan çıktığımız ve ona dödüğümüz bir dünyayı özetlemektedir.

Erotizm s:61


5 Eki 2012


Canım yine o menemenden çekti...
ve evet alışmak anahtarını kaybettiğimiz bir kelepçe...

27 Eyl 2012




yollar yollar, işler işler,  sarı taksi ile bir süreliğine bitermiş meğer..
kemik sulu, çorbalı, yatmalı uzanmalı...
Ve ne "yalan dünya" imiş. Dinlemeli, tekrar tekrar anmalı..
Bir sarı taksi bana, dünya Neşet Ertaş'a...

17 Eyl 2012

yollar yollar yollar
işler işler işler işler
kafa kafa kafa?

12 Eyl 2012

Samsun sahilinde nedir diye cekirdek ÇİTlemek! ve sıra sıra hopörlörlerden sahile yayılan o tuhaf muzik...

9 Eyl 2012

Samsun estetiği

" Neden 'hiçbir şey' yok da 'bir şey' var? sorusu muhtemelen, 'hiçlik' kolaylıkla var olabileceği halde evvela bir dünyanın var olmasından duyulan şaşkınlığın ifadesidir.

Hayatın Anlamı/Terry Eagleton, s: 15
" hayatın kendisi bir buluttan daha fazla anlam taşıyamaz. Örneğin bulutların doğru ya da yanlış olduğundan bahsetmek anlamsız olurdu. Doğruluk ya da yanlışlık, bulutlara ilişkin insani önermelerimizin işlevleridir."
Hayatın Anlamı/Terry Eagleton s: 14

24 Ağu 2012

Birbirine karışabilen boyalar var,
üst üste binebilen boyalar var,
birbirlerine yer açmak zorunda olan boyalar var bir de,
bu ilişkilerden doğan renkler var asıl...

23 Ağu 2012

100 nolu telefon mesajı A.Sn dedi: peki! oldu.
ne demek bu ben de cevabı bilmiyorum
demek. peki bu cevapları kim biliyor ve nerede
saklıyor?

21 Ağu 2012

kaybolan balıklar ve bu işin espirisi!
Bugune başlama cümlelerimiz.
Ne kadar anlamlı bu yapılan işler
yine düşünülmekte bazı hücrelerde..

14 Ağu 2012


her ilde mutlaka olan "büyük otel"ismindeki oteller

11 Ağu 2012

market reyonundan kurtarılmış bir salyangoz
ve  davetedilmeden kahvaltıya gelen arkadas..

9 Ağu 2012

her şeyin zamanı
her şeyin mekanı
bazı an ların hiçbir şeyi yok!

2 Ağu 2012

leylalar beni anlamaz işte...
çünkü
leylalarla şarkılar konuşur
benimle duvarlar, otlar, ağaçlar, bir de adamlar...

30 Tem 2012



dedim:

aynen oyle bir heykel tarlası iste...deli bir adam ve gerisi biz akıllıların dusuncesi o kadar.
Cok imrenilesi bir ozgurluk adamda, kopmus her seyden. Ama sunu farkettim yine de
kimsenin samimiyetine tam olarak inanmıyorum ben su hayatta. Herkesin kendi yalanları
var tuhaf, tercihler var niyetler var ama gerçek hakikat o kadar zor bulunuyor ki.. belki de
yok ama ben nedense onu arıyorum iste..



kg dedi ki:

 hakikat en büyük şüphedir..çünkü gerçek her zaman fikir değiştirir..selam

sonra mrt_E karıstı dedi: gercek ve hakikat aynı seyler diil..

halbuki bilmiyordu ben hakikat ve gerçeği peş peşe kullanmıştı en başında.

ve nasıl geldik o noktaya bilmem dedi ki:

tam bir güvensizlik ve test yapma maniası içindeyken



nasıl bunu söylüyosun?
kimsenin sözüne güvenmiyon zira
(iste hakkımda yeni bir yargı diye düsündüm yine)

dedim  noldu simdi
laflar havada kaldı
dunya da gusellesti mi tıh
anladık mı birbirimizi hic o da yok
ole iste her sey
ben gittim...

canım sıkıldı iste o oldu yine. bunu söylemedim kimseye..

close at hand -- eli kulagında
 kg tanımladı: insanlık tarihi boyunca yapılması düşünülüp te yapılamamış heykellerin birden bu bahçede ortaya  çıktığı bir müze

26 Tem 2012

"Sağlıklı kurtlar ve sağlıklı kadınlar belirli ruhsal karakteristikleri paylaşırlar: Keskin bir duyarlık, oyuncu bir ruh ve yoğun bir kendini adama kapasitesi.
Ancak ikisi de sürekli avlanmış, taciz edilmiş ve yanlış bir şekilde obur, sapkın, son derece saldırgan ve hasımlarından daha az değerli olarak tanımlanmıştır. Hem vahşiliği hem de ruhun vahşi yanlarını yok eden, içgüdüsel olanın soyunu kurutan ve arkada hiç iz bile bırakmayanlar için, ikisi de birer hedef haline gelmiştir. Kurtların ve kadınların kendilerini yanlış anlayanlar tarafından yok edilmesi çarpıcı bir benzerlik taşır."
" Gülme, kadın cinselliğinin gizli tarafıdır, fizikseldir, temeldir,tutkuludur, hayat vericidir ve bu yüzden uyarıcıdır. Jenital uyarılma gibi bir hedefi olmayan bir cinsellik türüdür. Sadece o an için, bir sevincin cinselliğidir; özgürce uçan, yaşayıp ölen ve kendi enerjisiyle yeniden yaşayan hakiki ve şehevi bir sevgidir. Kutsaldır çünkü fazlasıyla iyileştiricidir. Şehevidir çünkü bedeni ve onun duygularını uyandırır. Cinseldir çünkü heyecan vericidir ve haz dalgalarına neden olur. Tek boyutlu değildir; çünkü gülme, insanın kendisi kadar başkalarıyla da paylaştığı bir şeydir. Bir kadının en vahşi cinselliğidir."
Clarissa P. Estés
-Kurtlarla Koşan Kadınlar-
dedi biri burada: sadece eğitimli ve düşünce olarak bir seviyeye gelmiş insanlar sanattan anlar.
müslüm gürses dinleyen birisi bach dinleyemez.

dedim içimden insanlık bu tartışmayı geçmemiş miydi? dayanamadım sordum

peki herkes buradaki böyle mi düşünüyor. Nasıl  herşey bu kadar komplike iken eminsiniz
fikirlerinizden? 

baktım eminler gerçekten. uçuşan ağır kavramlarla süslenince ne kadar da haklılar.

şaşırdım sadece...ne kadar severiz birşeyleri yoksaymayı hep..


gümüşlük

25 Tem 2012

"Çoğu zaman başkalarını, kendimizin yaralanmış olduğumuzyerden ya da onun çok yakınından yaralarız."    Kurtlarla Koşan Kadınlar syf 427
kitaplara bakmak ya da dışarı bakmak işte asıl mesele bu burada!

ne güzel bir mesele bu

23 Tem 2012

Özgürlük doğa ile insan arasında var,
hak insanla insan arasında aslında dedi: Rzn
konustuk aslında ne oyuz ne oyuz!
Tavuğu kuluçkada olduğu için acı acı bağıran bir horoz

onun da bir psikolojisi var, şu anda belkide çok trajik birşey yaşıyor dedi: rys_İ

dedim: evet ama komik, bizim trajik sandığımız hikayelerimiz kadar komik

düşündük sonra

biz acı çekerken bir zaman, ağlarken mesela sevgilimizden ayrıldık diye
horoz da bize gülerse böyle ne komik olur!!

Parası sonradan ödenecek olan bu boş zaman
daha oncesinde satılmıs zamanlarımızın mukafatı
okumak, yazmak, çizmek için biraz,
biraz konuşmak biraz dinlemek için
bu adını boş koydukları
sattığımız doluların bedeli...
ne acıklı bir kandırmaca bu resim
ve cır cır böcekleri ile horoz ne kadar da haklı doldururken  sessizliği...


20 Tem 2012

yeniden ve yeniden ve yeniden düşündüm
neye emek harcanmalı...
bu boşuna emekleri nasıl toplamalı da bir hayır! yapmalı
neden hayırım yok yine düşündüm...

19 Tem 2012

Bazı insanları ölünce tanırsın.






Görürsen Borges'e Söyle!  -yakında monokl edebiyatta...

...böylesine derin ve ağır bir uykuya geçtiğiniz
zaman – yani elbiselerinizle yatıp bir şekilde
mor kadifeden bir keseye girince, yukarıda
duran altın renkli kordonu çekip sıkıca ağzı
kapattığınızda - böylesi bir uykuya ve rüyalara
daldığınızda, (ve) bunun gibi bir şeyle yirmi
bir yaşında karşılaştığınızda, bir daha asla
bu kadar katıksız ve eksiksiz ve mükemmel
bir şekerleme keyfi yaşayamadan bütün
hayatınızın gelip geçeceğini çoktan anlamış
olurdunuz. 
o siyah saçlı çıplak kadının koynuna girip çıkarken sen
yuttuğun boyaları rengarenk kusarken sen
absent göllerinde uçan balıklarla yüzerken sen
adına keder dediğin kadının adıymış sien

sarkı sien söyleyen  K.futacı...

aksın boyalar aksın
bence de,
üstüste oturtulmuş iki kalpli balkon demirleri akşamla kızarsın!
saksılar için ayrılmış boş metal halkalar
bir zaman sonra unutulacaklar
bu korkuluklar daha ciddi artık bende
renklerim var ama sadece kendi evimde...

18 Tem 2012


Çizgilerin biraz daha rahatlasa daha güzel olucaklar.
biraz yazıyor gibi çiziyorsun
tek eleştrim bu dedi blg_e

moonlight sonata!!!!

13 Tem 2012

neden hep herşeyi basitleştirmeye çalışırken hep karmaşık hale getiriyoruz?
ama hep böyle oluyor..

11 Tem 2012

iki ceviz agacı diktim, aslında diktik ben ve A.sn...
iyi oldu güzel oldu,
tutsun tutsun altında kedilerle cocuklar oynasın...

10 Tem 2012


yollardan döndüm sonra gordum evrn'in gunlugunde

 http://arkipelagos.blogspot.com/

ama bu kadar da olmaz ki dedim,

sonra evrn dedi: adam doğurmuş resmen.
kendi doğuruyo sonra bi de millete doğurtturuyor!

ne gusel tarif ettin dedim..aynen oyle.
ne güzelsin scarpa..

30 Haz 2012


Evet bu bir güven sorunu.
Tesadüfler ve hikayeler arasında.
O oyunu oynamaya isteksizlik
icteki o tatlı sıkıntı.
herşeyi silen unutturan, zamanı durduran yine
nasıl da özlenmis aslında...
Nasıl da tesadüflerimiz hikayeleşmeyi arzular yeniden.

Ama o tesadüfler elleri büyük bir adamın telefonunu bekler şimdi
o tesadüfler el ele Ahmet Hamdi'nin Kalamıştaki mezarını ziyaret etmiştir bir vakit
çiçek koparmıştır o mezardan, camının önündeki saksıya ekmiştir o çiçeği
ne olmuştur o çiçeğe sonra hatırlamaz bile
ne zaman vazgeçmiştir hikayeler tesadüflerden
oysaki herşey öyle masum ve gerçektir ki kendi hikayesinde
ama artık güvenmez hikayelere de tasadüflere de kimse...


Sabahattin Ali Balıkesirde okumuş, demek ondan o adamalar romanında Havranlı.
Ben Havranı yeni ögrenmişken ve orda bir binanın içine bir eşek koymuşken ve tesadüfen o kitabı aynı anda okumuş iken,
sonra A_sn' ya bahsetmişken oda bir gece bilgisayarının basında birşeyler okurken bu yazıya denk gelmiş ise
bu nedir?
Tesadüfleri hikayeleştirmeli mi yeniden yoksa öylece bırakmalı mı?
işte buna karar veremiyorum...

29 Haz 2012


kg dedi: O salıncağı çok iyi hatırlıyorum..hatta gülmek gelmişti içimden memnuniyetimden fikrin ama yanlış anlarsın diye çok sıkmıştım kendimi...
B-)

....ve tabii ki var..mutlaka kırmışımdır... ve bu yeisler içine sokmuştur beni... 
ama hep senin varlığına güvenmişimdir..


birinin varlığına güvenmek ne ağır dedim içimden..



28 Haz 2012

galiba korktu! oysaki fatedness vardı...


fate, destiny  yazgı, kader demek
yazgılanmışlık
gibi bir şey anlıyorum
fate yazgı ise fated yazgılı
ness da isim yapıyor.. dedi mrt_E

27 Haz 2012

hrk_a  onayladı onu:

doğru söze ne denir.. :)
bu hayatta hikayesine sahip çıkan, kıymet veren, elinde olarak/olmayarak hikayede özne olan adam az!
adam haklı beyler :)

26 Haz 2012

dedim: venus yaptı yapacagını giderayak.
anladım ki gecmis coktan.


 kg: çok hassasiyetle yıkanmışsın bir kere venüs ne yapsın,jüpiter ne yapsın