Tüketmek Zorunda Olduğum Enerji Fazlalığı İşlemek İstediğim Günahlar Kısaca deryada deryalıklar!
23 Tem 2012
Parası sonradan ödenecek olan bu boş zaman
daha oncesinde satılmıs zamanlarımızın mukafatı
okumak, yazmak, çizmek için biraz,
biraz konuşmak biraz dinlemek için
bu adını boş koydukları
sattığımız doluların bedeli...
ne acıklı bir kandırmaca bu resim
ve cır cır böcekleri ile horoz ne kadar da haklı doldururken sessizliği...
20 Tem 2012
yeniden ve yeniden ve yeniden düşündüm
neye emek harcanmalı...
bu boşuna emekleri nasıl toplamalı da bir hayır! yapmalı
neden hayırım yok yine düşündüm...
neye emek harcanmalı...
bu boşuna emekleri nasıl toplamalı da bir hayır! yapmalı
neden hayırım yok yine düşündüm...
19 Tem 2012
Görürsen Borges'e Söyle! -yakında monokl edebiyatta...
...böylesine derin ve ağır bir uykuya geçtiğiniz
zaman – yani elbiselerinizle yatıp bir şekilde
mor kadifeden bir keseye girince, yukarıda
duran altın renkli kordonu çekip sıkıca ağzı
kapattığınızda - böylesi bir uykuya ve rüyalara
daldığınızda, (ve) bunun gibi bir şeyle yirmi
bir yaşında karşılaştığınızda, bir daha asla
bu kadar katıksız ve eksiksiz ve mükemmel
bir şekerleme keyfi yaşayamadan bütün
hayatınızın gelip geçeceğini çoktan anlamış
olurdunuz.
o siyah saçlı çıplak kadının koynuna girip çıkarken sen
yuttuğun boyaları rengarenk kusarken sen
absent göllerinde uçan balıklarla yüzerken sen
adına keder dediğin kadının adıymış sien
sarkı sien söyleyen K.futacı...
aksın boyalar aksın
bence de,
üstüste oturtulmuş iki kalpli balkon demirleri akşamla kızarsın!
saksılar için ayrılmış boş metal halkalar
bir zaman sonra unutulacaklar
bu korkuluklar daha ciddi artık bende
renklerim var ama sadece kendi evimde...
yuttuğun boyaları rengarenk kusarken sen
absent göllerinde uçan balıklarla yüzerken sen
adına keder dediğin kadının adıymış sien
sarkı sien söyleyen K.futacı...
aksın boyalar aksın
bence de,
üstüste oturtulmuş iki kalpli balkon demirleri akşamla kızarsın!
saksılar için ayrılmış boş metal halkalar
bir zaman sonra unutulacaklar
bu korkuluklar daha ciddi artık bende
renklerim var ama sadece kendi evimde...
18 Tem 2012
13 Tem 2012
neden hep herşeyi basitleştirmeye çalışırken hep karmaşık hale getiriyoruz?
ama hep böyle oluyor..
ama hep böyle oluyor..
11 Tem 2012
10 Tem 2012
yollardan döndüm sonra gordum evrn'in gunlugunde
http://arkipelagos.blogspot.com/
ama bu kadar da olmaz ki dedim,
sonra evrn dedi: adam doğurmuş resmen.
kendi doğuruyo sonra bi de millete doğurtturuyor!
ne gusel tarif ettin dedim..aynen oyle.
ne güzelsin scarpa..
30 Haz 2012
Evet bu bir güven sorunu.
Tesadüfler ve hikayeler arasında.
O oyunu oynamaya isteksizlik
icteki o tatlı sıkıntı.
herşeyi silen unutturan, zamanı durduran yine
nasıl da özlenmis aslında...
Nasıl da tesadüflerimiz hikayeleşmeyi arzular yeniden.
Ama o tesadüfler elleri büyük bir adamın telefonunu bekler şimdi
o tesadüfler el ele Ahmet Hamdi'nin Kalamıştaki mezarını ziyaret etmiştir bir vakit
çiçek koparmıştır o mezardan, camının önündeki saksıya ekmiştir o çiçeği
ne olmuştur o çiçeğe sonra hatırlamaz bile
ne zaman vazgeçmiştir hikayeler tesadüflerden
oysaki herşey öyle masum ve gerçektir ki kendi hikayesinde
ama artık güvenmez hikayelere de tasadüflere de kimse...
Sabahattin Ali Balıkesirde okumuş, demek ondan o adamalar romanında Havranlı.
Ben Havranı yeni ögrenmişken ve orda bir binanın içine bir eşek koymuşken ve tesadüfen o kitabı aynı anda okumuş iken,
sonra A_sn' ya bahsetmişken oda bir gece bilgisayarının basında birşeyler okurken bu yazıya denk gelmiş ise
bu nedir?
Tesadüfleri hikayeleştirmeli mi yeniden yoksa öylece bırakmalı mı?
işte buna karar veremiyorum...
29 Haz 2012
kg dedi: O salın cağı çok iyi hatırlıyorum..h atta gülmek gelmişti içimden memnuniyetimden fikrin ama yanlış anlarsın diye çok sıkmıştım kendimi...
....ve tabii ki var..mutlaka kırmışımdır... ve bu yeisler içine sokmuştur beni...
ama hep senin varlığına güvenmişimdir..
birinin varlığına güvenmek ne ağır dedim içimden..
ama hep senin varlığına güvenmişimdir..
birinin varlığına güvenmek ne ağır dedim içimden..
28 Haz 2012
galiba korktu! oysaki fatedness vardı...
fate, destiny yazgı, kader demek
yazgılanmışlık
gibi bir şey anlıyorum
fate yazgı ise fated yazgılı
ness da isim yapıyor.. dedi mrt_E
27 Haz 2012
hrk_a onayladı onu:
doğru söze ne denir.. :)
doğru söze ne denir.. :)
bu hayatta hikayesine sahip çıkan, kıymet veren, elinde olarak/olmayarak hikayede özne olan adam az!
adam haklı beyler :)
adam haklı beyler :)
26 Haz 2012
25 Haz 2012
hiçbirşey birşey değil aslında biz tanımlamadıkça
tanımlamak herşeyi nasılda söküyor bütünden.
ref: http://www.altust.org/2012/06/sol-diye-bir-sey-yoktur/
tanımlamak herşeyi nasılda söküyor bütünden.
Bülent Somay
Lacan bir zamanlar ‘Kadın (diye bir şey) yokur,’ demişti. O zamanlar kendisini yaylım ateşine tutan bir takım feministlerin sandıklarının aksine, kadınların varolmadığını, ya da varsalar bile önemsenmemeleri gerektiğini söylemek istemiyordu kuşkusuz. Onun kastettiği ‘kadın’ kategorisinin erkekler tarafından yaratılmış bir belirleme olduğu, bu haliyle de ‘kadın’ı belirlemenin (ve böylece de sınırlamanın) gene erkeklerin tekeline bırakıldığı, dolayısıyla bunun kabullenilmemesi gerektiğiydi. Kadınlar tabii ki vardır, ama tek ve genel bir şemsiye altına sığdırılamazlar, belirlenemezler ve temel özelliği ‘kadın-olmamak’ olan erkekler tarafından çizilmiş sınırlar içine hapsedilemezler.
ref: http://www.altust.org/2012/06/sol-diye-bir-sey-yoktur/
A. sn dedi: sen asla aristokrat olamazsın! dedi
eller yalan söylemezmiş, bir de gözler.
uzattım elimi açuçlarım yere bakmakta idi.
dedi: almayı değil, vermeyi biliyorsun sen!
düşünmedim içimden hiçbir şey..
eller yalan söylemezmiş, bir de gözler.
uzattım elimi açuçlarım yere bakmakta idi.
dedi: almayı değil, vermeyi biliyorsun sen!
düşünmedim içimden hiçbir şey..
24 Haz 2012
18 Haz 2012
Al mendilim sakla, benden yadigar
Bir ucuna işle beni, çiz beni
Ve bir kalp oy, paramparça oklanmış
Üstüne de kondur beni, kaz beni
Gel hakkını helal eyle, pembelim
Gökyüzüne açık her iki elim
Benden sana emanettir mendilim
Çevresine vefa diye diz beni
Al mendilim katmer katmer, iz benden
Elindeyse soğu benden, bez benden
Mümkün mü ki ayrıl benden, tez benden
Mendilime destan diye yaz beni
Gel hakkını helal eyle, pembelim
Gökyüzüne açık her iki elim
Benden sana emanettir mendilim
Çevresine vefa diye diz beni.
dedim ben
kg dedi
çoooook eski lerden jüpiter bile yoktu da wonder-mürenler zamanıydı.
Joy Inside My Tears
https://www.youtube.com/watch?v=Alk3iF9Nto4&feature=player_embedded
Bir ucuna işle beni, çiz beni
Ve bir kalp oy, paramparça oklanmış
Üstüne de kondur beni, kaz beni
Gel hakkını helal eyle, pembelim
Gökyüzüne açık her iki elim
Benden sana emanettir mendilim
Çevresine vefa diye diz beni
Al mendilim katmer katmer, iz benden
Elindeyse soğu benden, bez benden
Mümkün mü ki ayrıl benden, tez benden
Mendilime destan diye yaz beni
Gel hakkını helal eyle, pembelim
Gökyüzüne açık her iki elim
Benden sana emanettir mendilim
Çevresine vefa diye diz beni.
dedim ben
kg dedi
çoooook eski lerden jüpiter bile yoktu da wonder-mürenler zamanıydı.
Joy Inside My Tears
https://www.youtube.com/watch?v=Alk3iF9Nto4&feature=player_embedded
17 Haz 2012
bir önceden aklımda kalanlar:
sıkıntılarımız ve arayışlarımız aynı dosya kağıdında..
ve değişen tek şey eşyanın ismi!
aslında biz değişmiyormuşuz
pek inanmadım ama dinledim..
kudret helvası nedir onu da bilemedim
ama onu da dinledim
ben neler dedim, şarkı söyledim...
zeki dedi al mendilim, al mı dedi yoksa al mı? bilemedim
ama dinledim...ama al dedi sanırım çünkü sakla dedi yadigar
ve şimdi boş şişeler ve kediler
çevresine vefa diye dizdim
üç hayvan kaldı aklımda neşeli tavşan, gitmesini bilen aslan ve dost at...
üstüne düşünmedim, çünkü yeni ben de düşünmek yasak!
ve bu yeni ben...iyi ki!
16 Haz 2012
ileriki yıllarda bir baskası içinde aynı olacak,
tam bugün itibari ile
o bebeğe de nice yıllar denecek
balkonuna böyle kağıttan süsler asacak, arkadaşlarını çağıracak kimbilir?
o süsler ki, ne yeni yıllar ne yeni yaşlar gördüler
şehir şehir dolaştılar kutlamaları, ne dedikodular duydular
kaç farklı rüzgarda böyle sallandılar kim bilir?
bu rüzgar şimdi güzel serin
sol tarafta, tam sırtta, taşınmış ağır naylon torbaların ağrısı
altta tam o kağıda çizdiğimiz sallanan sandalye
ve yeni dünya da bizi izler,
o da hep yeni...
ve hep yeni olmak için, eskisekte yenilenmek için
iyi ki!!
13 Haz 2012
. tasarım bir self-organized criticality ,kendini örgütleme eşiği yağısıdır diye düşünmekteyim..
yağısı değil yağısı
yağısı değil yapısı yahu
tuhaf bir şekilde zihni eylem bir konuda kendini örgütler bir eşiğe ulaştığında bütünselliğini yapısını çökerttiğinde ilan eder.
o ana dek uğraştığı konunun bir parçasıdır.
kumtepeleri
gibi
tasarımda tutunduğu problematiği kendi zihni evrenine çekip onu yeniden programlamaya doğru gitmektir.bu faaliyet zihnin kendi araçlarından gelen içsel enerjisini bir problemin şekli haline getirmesine yani s.o.c ye dek sürer..
UV ..? radyo programı ile mi uğraşmaktasın?
of derin oldu bu
su an ugrastıgım meseleyi sizle paylasabilsem keske
bu bilgisayar kullanarak da bu isin icinde olmak bende degisik bir hal aldı
yani ama genel olarak hep zevk aldıgım ve benden cıkan bise var gibi onunda temeli bi tur matemnatikle ugrasmak
BİRAZ SANA BİRAZ KENDİME KONUŞUYORUM ASLINDA
BÜYÜK YANILSAMAMIZ HERŞEYİN HEP KURMA-OLMA YÖNÜNDE İLERLEDİĞİNİ SANMAMIZ..OYSA HEM OLMA HEM ÇÖZÜNME AYNI ANDA OLUYOR..BUNA ENÇOK KUANTUM HATTA STRİNG TEORİ YAKLAŞABİLDİ.
--bide bu ego meselesini deneyimliyorum burda biras
evet kurma ve bozma aynı anda
tezimde de yazdıgım gibi:)
iki ayrı megafola irtibatsız konuşuyoruz gibi oldu..çok hoş 
matematik başka birşey sanırım..o konu uzun olur girmeyelim
olan biten şeylerin zihnimizde yaratılan gölgesidir
evet ..matematik seyirci olmamızı zevkli kıldı..ama onu yani seyirci ve dışarıdan olmayıda bizlere kazıdı
ben ce ole hukmedici degil
tanımlayıcı
ama gusel bi tanım
olüm gibi
evet güneşe fısıldadım o gün sana sürpriz yapacak..artık yaşımız bir ay günü içinde tanımlanamıyor olması şerefine
güneş yıllarına geçtiniz ve bir lap top kazandınız tebrikler 
ben de ..tamam..
bu ikon mr.vernel ..bu internet alemini yumuşatan bir kahraman benim için
me: memnun oldum mr vernel buda mss. marla 
bıy bıy
10 Haz 2012
sazlıklardan havlanan bir ördek gibi idim...ben
Kendimizi sevmeye baslamanın huysuzlukları
incelmis zevklerimizi tasımanın ve paylasmanın zorluğu ile
sazlıklarla sallandı anason ve çiftleşti ördekler
kaşla göz arasında
Biz üflemedik o rüzgarı gölden aslında
içimize de çekmedik.
Kararsız hamak sallanmadı ama bir gelin ve bir damat "miş"gibi yaptı rüzgara
ve "bir yerliler" o çimenlikte piknik yaptı biz ensevdiğimiz üç hayvanı konuştuk.
Seviyorduk kendimizi baya...sonra tereyağı yedik, kahve içtik, sifonu çektik
ve hesabı doğru ödedik Bağdat'a varmadan
ama
plastik sandalyede de oturmadık değil!
oturduk bir de çekirdek çitledik gecede
simsiyah olmuş üç ağacın karşısında
bir emeklinin manzaralı ve insanlı resimleri duvardaydı.
crn'e, evrn'e ve dnz'e tesekkürlerle le le le...
7 Haz 2012
Hz. İbrahim bana mı geliyor du? dedim
güldü kızlar!
Urfa da mıyız neyiz? peygamberler...
güldü kızlar!
Urfa da mıyız neyiz? peygamberler...
6 Haz 2012
30 May 2012
29 May 2012
Heryer yapıs yapıs
nemli, evler soguk ama yokuslar çıkılınca terli terli
28 May 2012
duvarı koklayan köpek gibi...
27 May 2012
24 May 2012
20 May 2012
O sokak nispet edercesine hem değişmekte hem her şey aynı yerinde
o karanlık adamlar yine orda bıyıklarıyla, o ocakbaşı aynı köşe konumuyla
o otel yeni cephesiyle ve aynı eskimişliğiyle
yerine göre mısır yerine göre kestane satan mavi önlüklü mimiksiz adam
hem simit hem memleket pekmezi satan ve işini çok ciddiye alan diğeri
o tekel bayi, biraz şakacı biraz kurnaz
oradalar
o ev onunda cephesi süslenmiş, bir diz darbesiyle kırdığım, tacizle bütünleyebildiğim,
kuytusundan sokağı izlediğim camlar
yeni cepheye göre yenilenmiş hem de itinayla dörde bölünmüş
şimdi herşey aynı gibi ama değişik
şimdi ocakbaşının rakı kokusundan o pencereyi izledim, değişmişim!
bir dantel çorap, yeni yeni takmaya alıştığım kemerim cephemi süslemiş
ama daha değişik
aynı yollar farklı hevesler
tanışıklık yokluklar içinde
ama varmışlık şimdi, mışlar, mışlıklar şimdi
güneşte tutulmuş...hem de bende
bir daha aynı yollar aynı hevselerle olmaz ama
hep konuşacak ne çok şey var!
o karanlık adamlar yine orda bıyıklarıyla, o ocakbaşı aynı köşe konumuyla
o otel yeni cephesiyle ve aynı eskimişliğiyle
yerine göre mısır yerine göre kestane satan mavi önlüklü mimiksiz adam
hem simit hem memleket pekmezi satan ve işini çok ciddiye alan diğeri
o tekel bayi, biraz şakacı biraz kurnaz
oradalar
o ev onunda cephesi süslenmiş, bir diz darbesiyle kırdığım, tacizle bütünleyebildiğim,
kuytusundan sokağı izlediğim camlar
yeni cepheye göre yenilenmiş hem de itinayla dörde bölünmüş
şimdi herşey aynı gibi ama değişik
şimdi ocakbaşının rakı kokusundan o pencereyi izledim, değişmişim!
bir dantel çorap, yeni yeni takmaya alıştığım kemerim cephemi süslemiş
ama daha değişik
aynı yollar farklı hevesler
tanışıklık yokluklar içinde
ama varmışlık şimdi, mışlar, mışlıklar şimdi
güneşte tutulmuş...hem de bende
bir daha aynı yollar aynı hevselerle olmaz ama
hep konuşacak ne çok şey var!
19 May 2012
Yağdı yağmur, yağdı yağdı,
Solucanlar ıslandı, kediler ıslandı, çiçekler ıslandı, ağaçlar daıslandı
ve salyangozlar ıslak bulgur yedi, kedi yağmur suyu içti.
öyle bir akşamdı işte...
16 May 2012
aa dedi: ne kadar hoşuma gitti mektubun bilemezsin. havalar ısınsın sen de şu angrylrndn kurtul da, senin bahçeye bir uğrayalım. güzel güzel sohbet edelim. sana bizim balkona sığmayan iki şezlong getireceğiz, ve de çiçek, ve de şarap, ve de şans, ve de muhabbet...
İstiridye mantarının hayalini kuruyorum..mls de yesin yesin büyüsün!
13 May 2012
Sabah evde bir uğurböceği buluruz
içinde evyesi olan siyah adi granit tezgahtan ibaret mutfağımızda
Alırız avuçlar salarız sardunyaların üstüne
hiçbir şey ifade etmez daha önce çok şey ifade eden bu işaretler.
Solda yüksek duvarların üstündeki deniz manzaralı camiden bir adamın ağlama sesi duyulur.
Bu anlamsızlıkta birisi ölmüştür belli ki!
Kedileri izleyerek yağmuru bekleriz, kediler de bekler ve aramıza yeni katılan sakız sardunya
ama yağmur yağmaz, içi dolu gergin bir balon gibi durur gökyüzü üstümüzde
ağır mıdır, dolu mudur, sessiz midir?
Her bir annenin kendi günü tek tek kutlanır, bazıları anne bile geğildir henüz.
Sonra birgün gerekli olur diye bekleyen kutular, gerçekten gerekli olurlar birden.
Toplanır toplanır odalar, kahve içilemez bir türlü
ama kutulardan yeni odalar çıkar
gereklilik gelmiştir kutulara, ama oda kutulara sığmaz
kediler kış kışlanır odalardan, beklenir beklenir de balon birtürlü patlamaz
Artık gereklidir yağmur ama yağmaz..
içinde evyesi olan siyah adi granit tezgahtan ibaret mutfağımızda
Alırız avuçlar salarız sardunyaların üstüne
hiçbir şey ifade etmez daha önce çok şey ifade eden bu işaretler.
Solda yüksek duvarların üstündeki deniz manzaralı camiden bir adamın ağlama sesi duyulur.
Bu anlamsızlıkta birisi ölmüştür belli ki!
Kedileri izleyerek yağmuru bekleriz, kediler de bekler ve aramıza yeni katılan sakız sardunya
ama yağmur yağmaz, içi dolu gergin bir balon gibi durur gökyüzü üstümüzde
ağır mıdır, dolu mudur, sessiz midir?
Her bir annenin kendi günü tek tek kutlanır, bazıları anne bile geğildir henüz.
Sonra birgün gerekli olur diye bekleyen kutular, gerçekten gerekli olurlar birden.
Toplanır toplanır odalar, kahve içilemez bir türlü
ama kutulardan yeni odalar çıkar
gereklilik gelmiştir kutulara, ama oda kutulara sığmaz
kediler kış kışlanır odalardan, beklenir beklenir de balon birtürlü patlamaz
Artık gereklidir yağmur ama yağmaz..
11 May 2012
Bir kadın eğer kurmaca yazacaksa, parası ve kendine ait bir odası olmalıdır;...
Ne olursa olsun, eğer bir konu çok tartışmalıysa -cinsiyetle ilgili her türlü mesele öyledir- hakikati söyleyemeyiz. Sadece hangi görüşe varmışsak ona nasıl vardığımız belirtebiliriz. Konuşmacının kısıtlamalarını, önyargılarını, davranışlarını gözleyen dinleyicilerimize, sadece kendi kararlarını kendileri verme fırsatı tanınabilir. Bu noktada kurmaca, büyük olasılıkla olgulardan daha fazla hakikat içerir.
Virginia Woolf, Kendine ait bir oda,s:6
hava su dolu balon gibi
ve garip sesler çıkıyor duyulmadan
dalgalanıyor da yağmıyor sıkıntıdan
yağmıyor da dalgalandırıyor saçlarımı nemden
ve garip sesler çıkıyor duyulmadan
dalgalanıyor da yağmıyor sıkıntıdan
yağmıyor da dalgalandırıyor saçlarımı nemden
9 May 2012
yeterli mi yetersiz mi derken,
yeterli miyim yetersiz miyim derken
dedi canın sağolsun
geçtim gitti..
yeterli miyim yetersiz miyim derken
dedi canın sağolsun
geçtim gitti..
7 May 2012
hazmetmek öğrenilebilir gibi sanki,
eskinin eskiliğini kabul ettiğinde
eski, yeni iken henüz sende
yine de! eskimiş olabildiğinde
ve bunu da kabul ettiğinde
başkalarının yenilerinin onlarda nasıl heyecanlı iken
sende
nasıl da sönmüş olduğunu gördüğünde
oluyor gibi, her şey eskiyor ve katlanıp yerini buluyor gibi..
eskinin eskiliğini kabul ettiğinde
eski, yeni iken henüz sende
yine de! eskimiş olabildiğinde
ve bunu da kabul ettiğinde
başkalarının yenilerinin onlarda nasıl heyecanlı iken
sende
nasıl da sönmüş olduğunu gördüğünde
oluyor gibi, her şey eskiyor ve katlanıp yerini buluyor gibi..
1 May 2012
Düşüncelerimin işçisiyim ben,
çalış çalış düşün düşün bitmiyor
bayramı da yok üstelik, halay çekeyim
isyana değmez, kutlamaya gelmez
öylesine işte...
çalış çalış düşün düşün bitmiyor
bayramı da yok üstelik, halay çekeyim
isyana değmez, kutlamaya gelmez
öylesine işte...
29 Nis 2012
26 Nis 2012
23 Nis 2012
Kokulu diye satılan kokusuz çilek olmak istiyorum diyor elf_i kokululara inat.
anlayamıyorum tam olarak ne istediğini!
celişkileri severiz biz ama çelişkili olmayı ister miyiz?
olmak isteriz sadece, olmak dedim ben.
olmanın tarifini yapmayalım, öyle böyle sadece olalım dedim,
bu tanımlar bizi yorar yorar da oldurmaz birtürlü
ne dersin?
22 Nis 2012
19 Nis 2012
Ay boşlukta imiş,
Eski bir konağın bir odasına, sırtında kufesi ile bir eşşek koydum dün
düşündüm sonra bu kadar ciddi bir dünyada fazla romantik oldu galiba
ben istemedim aslında ama yaptım
sorarlarsa ben yaptım der miyim?
kim yapmıs ne onemi var aslında, ama nedense "ben " cok onemli simdi
ben için hizmet ediyoruz, su dunyada bir ben gorunsun diye dikiyoruz bu kuleleri,
yazıyoruz bu yazıları.
peki ben yaptım! Ben eski bir konağın bir odasına bir eşşek koydum!
Var mı itirazı olan?
7 Nis 2012
Bilmiyorum ki, sadece bilmiyorum. Görmemişsek görmemişizdir, yaşamamışsak yaşamamışızdır..
nedenleri çok ama sadece bilmiyorum işte..bilmeyişime katlanmak zor galiba, onu da bilmiyorum.
4 Nis 2012
Defter, sabun, ve yapmak yapmak yapmak, başka yapmaklar,...
mrv-e dedi: o zaman pasta da yaparım.
Ben de dedim olur!
Bu da sözümüz olsun unutmayalım!!
1 Nis 2012
"Halbuki Sarto'nun bu tablosundaki Meryem, düşünmeyi öğrenmiş, hayat hakkındaki hükümlerini vermiş ve dünyayı istihfaf etmeye başlamış bir kadındı. iki tarafında ibadet eder gibi duran azizlere değil, kucağındaki Mesih'e değil, hatta gökyüzüne de değil, toprağa bakıyor ve muhakkak ki bir şeyler görüyordu." Kürk Mantolu Madonna s:58
‘lüzumundan biraz fazla tebarüz ettirilen, hatta manasızlığa kadar götürülen bir masumluk ifadesi’
Andreas Del Sarto’nun Harpilerin Madonnası isimli tablosu
-Madonna delle Arpie, 1517-
Meryem üzerinde Harpi(cin benzeri mitolojik yaratıklar) kabartmaları bulunan bir platformun üzerine çıkmıştır.
‘lüzumundan biraz fazla tebarüz ettirilen, hatta manasızlığa kadar götürülen bir masumluk ifadesi’
Andreas Del Sarto’nun Harpilerin Madonnası isimli tablosu
-Madonna delle Arpie, 1517-
Meryem üzerinde Harpi(cin benzeri mitolojik yaratıklar) kabartmaları bulunan bir platformun üzerine çıkmıştır.
Her insan değişir ve her inanın değişmeye hakkı vardır! değil mi? dedim.
cevap verdi omr:
bu arada değişene kızılmaz
değişmeyene kızılır!
doğru dediğini söyledim.
30 Mar 2012
29 Mar 2012
dedim;
rahatsız eden bir durum var. mutlu musunuz gercekten?, yoksa bir tür bir intikam mı bu kendinden?
Özgür müyüz gerçekten hiç bilmiyorum. özgürlük nedir ya da.
Hayattan bir huzur beklentim var, bu huzur lafı size kuru yavan bir mutluluk istenci gelebilir.
Biliriz ki biz acıyı da aşkla yaşarız, hüzünü de, melankoliyi de. öyle gerçek olur hikayemiz.
Ama huzur bir farkındalık hali, orda özgür olunabilir, teget gecer hersey.
Bu gundelik olanın yavanlıgından beni koparmaz, nitekim bedeni inkar edemem. Işıksa huzurum ve gölgemse bu dünyadaki varlığım, bir bedenim vardır. Bunu inkar etmem! O bedeni güce de bürümem ama.
Ama o bedeni severim, onu beslerim, iyi yataklarda uyuturum, biri ile karşılaşınca onun aynasından kendimi gösteririm. Bedenim nasılsa oyle gölge vermeye çalışırım.
Varlığımızın meşruiyetine neden ikna etmek zorunda olalım ki dünyayı, bu ikna etmek zorunluluğunun kabulü
birilerinin bu varlıklarına tapabilme, başka varlıklara hükmetme hakkının da kabulüdür o zaman.
Kendimiz ikna olmalı belki kendi varlığımıza.
Belki bu dünyadaki varlığınıza ikna olmuş değilsinizdir. Bu ikna çabası kendinize belki!
Kuytularda gölgenizi arıyorsunuz, bedeninizi hissetmek için kendinize çimtik atıp duruyorsunuz.
Burdasınız sadece. Bunun neden? i sizin sorunuz değil! Bizim sorumuz bu varlığın nasıl? ı olabilir sadece.
Nasıllar, yollarda....
dedi;
aniden patlayan pet su şişesi gibi!
düşündüm;
kimbilir?
27 Mar 2012
13 Mar 2012
inanılmaz ama baya çalışmış bulunmaktayım. Piramitler ve labirentler
tam olarak sökülmese de yolun ucu gözüktü gibi.
tam olarak sökülmese de yolun ucu gözüktü gibi.
sütlü kahve yine taştı ben düşünürken,
o adam bana birşeyler söyledi düşünmeden.
o otelde ölenleri düşünürmüş gibiydi kapının önündeki eylem
bir de arkadaşım beni düşünür bilirim
ama aklın kuyusundan nasıl çıkılır pek kimse bilmez!
ben nasıl çıkarım o kuyudan bilmezler.
yukarı bakarım, göğe bakarım
yıldıza, aya, merküre, saturne bakarım
başkalarının düşüncesinde kendimi boğarım bilirim
ama olsun ben yine de yukarı bakarım..
bence hep yukarı bakalım!
o adam bana birşeyler söyledi düşünmeden.
o otelde ölenleri düşünürmüş gibiydi kapının önündeki eylem
bir de arkadaşım beni düşünür bilirim
ama aklın kuyusundan nasıl çıkılır pek kimse bilmez!
ben nasıl çıkarım o kuyudan bilmezler.
yukarı bakarım, göğe bakarım
yıldıza, aya, merküre, saturne bakarım
başkalarının düşüncesinde kendimi boğarım bilirim
ama olsun ben yine de yukarı bakarım..
bence hep yukarı bakalım!
11 Mar 2012
öyle alışmış ki çıplaklıklarına ağaçlar, yağmurda ıslanmıyorlar sanki!
bahara hoşgeldin dersek belki gelir!
8 Mar 2012
Herkesin çantasında bir düdüğü olmalı. Ne olur ne olmaz,
dolunay olur, kadınlar günü olur, yanda bando olur!
dolunay olur, kadınlar günü olur, yanda bando olur!
Tanrı katına, tek ve mutlak bir anlama ulaşma isteği olarak Babil kulesini
inşa etmişiz, ve sonuç mimari ve dil. Mimari ve dil düşünce ve eylem
ayrışmasında açığa çıkan enerji fazlalığı, bir anlamda en büyük ilk günahlar!
5 Mar 2012
Çürümüş bir şeyin formunda bahsedebilir miyiz?
çürümek düşünme ve eylemin bir olduğu bir formun ifadesinde kullanılabilir mi örneğin? çürüme sürecinin an ve an değişen formları sürecin formu..bitmiş ve nedenleri sonuçları, doluları ve boşları olan bir formdan bahsedemeyiz. Ve düşüncesini ayrıştıramadığımız durumu söylemleştiremeyiz de!
27 Şub 2012
23 Şub 2012
Noktadan bakınca boş bir kağıt,
Kırıktan bakınca dolu bir taş gibi
Boş muyuz hep beraber yoksa yalnız dolumuyum
bilemedim!!
Attali labirent fikrinin yeryüzü ile ilgili olduğunu söylemekte. Mağaralarda girdapların keşfedilmesi, ırmakların kollarından oluşan ağın, onların kıvrımlarının, ormanların içinden geçişlerinin incelenmesi sonucunda belirdiğini söyler. s: 28
Bütün bu gözlemler sarmalın keşfini doğurur ve oradan labirente geçilmiştir. Sarmal düz, kurallara bağlı ve düzenli iken, labirent köşeli, dolambaçlı ve düzensizdir, tıplı insan gibi. Bu düşünce şüphesiz insanın ilk kat ettiği ve sonucunda bir kişi haline dönüştüğü yola da yabancı değil: Onu ana karnından çıkaran yol. Kadın insanın ilk labirentidir.(Jacques Attali, Labirentin Tarihi, s:28, 2004)
19 Şub 2012
çıplak ve ayak
Bir naylon okyanus gibi olur mu? okyanus naylonlaşıyor da, naylon neden okyanus olmasın ki? Peki sesi de nasıl aynı, ya ışık? Okyanus yokken, ıslak bile değilken okyanusu hissettirebiliyorsa, bir ses, bir ışık, bir tül gibi naylon neden soyunup atlamıyoruz içine bizde. Yaratmaya odaklı biz, işimiz gücümüz herşeyimiz yaratmak ya tül gibi bir naylon torba bile yapamıyorsak ne önemi var bu diktiğimiz kulelerin, oraya buraya. Hem ne kadar basit, hem ne kadar zor bu yapmak!
http://www.ciplakayaklar.com/
http://www.ciplakayaklar.com/
bāb-ilû
Akadca bāb-ilû sözcüğü Tanrı'nın kapısı demektir. Sümerce'de aynı anlama gelen sözcük Kadingirra'dır.
Eski Ahit'te Babil sözcüğü Babel şeklindedir. Bu kelime İbranice Bavel kelimesinden gelir ve Eski Ahit'te "kargaşa, karışıklık" şeklinde açıklanır.
Kur'an'da şehrin ismi Babil olarak geçer. Türkçe'deki ismi Arapça'dan gelmektedir.
Tanah ve Eski Ahit hemen hemen aynı olduğu için her iki dinde Babil bahsi aynıdır. Babil kulesinden Tevrat'ın Yaratılış (Tekvin) kısmında bahsedilir.
* Efsaneye göre tanrı kendisine ulaşmaya çalışan insanların kendini beğenmişliğine kızar ve o zamana kadar aynı dili konuşmakta olan insanların dillerini karıştırarak birbirlerini anlamalarını engeller. Kulenin yıkılışı Tevrat'ta anlatılmaz ancak Jubilees veya Leptogenesis olarak bilinen Yahudi belgelerinde anlatılır.
18 Şub 2012
Bir şeyin yokluğu, onun varlığından daha dayanılmaz ve tatlı olursa ona aşk mı denir? O şey olduğunda tadı kaçıyorsa, istemek, arzu nesneden bağımsız ve hep daha fazla. Çok fazla. İstemelerimiz şekilsiz biz şekilsiziz. Neden bedenimize ve diğer bedenlere bu kadar inanç? Ve şeklimizden kurtulmak demek zihin demek de değil en kötüsü. Hiç olmayı kabul ettiğimizde "arzular şelale" belki de!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





.jpg)






.jpg)

